En son güncellendiği tarih: Nis 18



"hani olur ya bazen, kaçarsın her şeyden

hani olur ya bazen, şarkı biter aniden

işte böyle günlerde, hep uyumak istediğinde

tam da böyle günlerde; umudu büyüt içinde..." (radikal noise/bazen)


Siz hiç şarkı ile uyanır mısınız? Yok, öyle bir cihazdan yükselen seslerden bahsetmiyorum. Beyninizin iç labirentlerinden gelen bir şarkı… Hani uzun zamandır dinlemediğiniz ama zamanın birinde sizin için çok şey ifade etmiş şarkılar vardır ya onlarla uyanmaktan bahsediyorum. Şarkı sözü ezberlemekte hiç de iyi değilsinizdir üstelik ama o uyanışta tüm dizelerini söylersiniz içinden o şarkının. Uzun süredir bana böyle bir şey olmadı. Çok severim hâlbuki geçmişimin beklemediğim sabahlarda dilime dolanmasını.


Sıradan bir gündü o gün. Kulaklarımda günün sesi; elim, ayağım rutin işler meşguliyetindeyken telefonum çaldı. Numara telefonumda kayıtlı olmasına rağmen isim çıkmamıştı ekranda. Teknolojinin akıl erdiremediğim noktalarından biridir bu da. Akıllı telefon aptallaşıverir(iki ayrı yerde kayıtlı diye ismi çıkaramaz ekrana) 7-8 yıl ara verilmiş bir arkadaşlığın kırgınlığında dile gelir sanki teknoloji; intikam alır gibi karşıdaki sesten. "Sen çekip gidersen hayatımdan, silerim numaranı." imajı verir. Allah'tan karşıdaki ses de teknolojinin bu yalancı çıkarmışlıklarına aşinadır da uzatmaz bozuntusunu ama sen;

"Telefonun kayıtlıydı ama hayret sen yaşıyor muydun?" diye surata buz gibi çarpan bir soruyla devam edersin acıtıcı konuşmaya. Kırgınlığını dile getirmeye yetmeyecektir aslında hatta üzüleceksindir onu üzdüğün için ama "Olsun."dur, sen çok üzülmüşsündür ya...


Elli dört dakikalık özet geçilmiştir ama tüm detayları anlatılmak istenir aslında onca yılın. Neler olmamıştır ki onca zaman; iki ayrı hikâye içinde kaç farklı hikaye yaşanmıştır kim bilir? Konuşmaya başladığında bilinçsizce içinde olduğun can acıtma arzusu konuşma ilerledikçe farkında olmaksızın yumuşar, yerini dün Kadıköy'de buluşmuşsun da bugün aklına dün atladığın, anlatmayı unuttuğun bir şeyi aktarmak için aramışsın hissine bırakır karşı seste. Sen de o aynı hisle konuşursun; kayıp senelere hayıflanan kalbin ısınıverir birden. Ne güzel arkadaşlarım vardı benim, dersin. Ne kırgınlık kalır ne kızgınlık. Yeni neslin cesaretinden; bizim gibilerin sıkışıp kalmışlığından, esaretinden... söz ederken görüşmeyeli içinden çıkılmaz an'ların, durumların kölesi olduğunu söyleyen karşı sese destek olurken bulursun kendini; kendin sanki; kendini aşmışsın, içinden çıkılmaz durumlardan çıkmışsın da onun da ruhunu azad etmesi ikin telkinler dile getirirken bulursun kendini.


"Sekiz yıldır komadaydım, yeni uyandım say." dediğinde ise yalnız olmadığını hissedersin. Bizim gibilerin tutunamayışının normal olduğunu düşünürsün. Yargılamayı bırakıp affedersin birden. Kendini de karşı sesi de özgür bırakırsın. Diline eski bir şarkı dolanır telefonu kapattığında.


Hemen o şarkıyı açarsın, yüksek ses, peş peşe, defalarca, içine içine dinlersin, iki üç satırın yazılası gelmiştir. Tadı damağında kalmış dostluk satırlarıdır bunlar. Bir daha aramayacak/aranmayacak olsan da sözleşilmiştir ya beklersin. Söz verdiği gün ve saatte arasın istersin. “Aramasa da canı sağ olsun.”dur artık. Bahanesi geçerli bulunmuştur, kırgınlık kaybolmuştur.


Not: Şarkının karşı sesle falan hiç alakası yoktur. Umut barındırır sadece. Eskiden çok dinlenirdi ve şimdi umut aşılarken hem iç sesine hem karşı sese tam da yeridir dersin bu şarkının.


Damla GÜLER ÖZTÜRK https://ikizlerimleokuyorum.blogspot.com/ ikizlerimleokuyorum@gmail.com

instagram- ikizlerimleokuyorum

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube