© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

BAYRAM NEDİR BİLMEYEN ÇOCUKLAR


Nihal Doğan Taş //

Editör:Sedanur Yıldırım

Koşa koşa üstü başı kir içinde, yıkık dökük İstanbul'un arka sokaklarından birinde nefes nefese evine gidiyordu çocuk. Tüm gün çalışmıştı. O kadar yorgundu ki küçücük bedenine koca koca sorumluluklar yüklenmişti. Altında eziliyordu çocuk. Yüzünde kırk yaşında bir adamın olgunluğu, gözlerinde umutsuz bir yüreğin fersizliği vardı. Koşarken her şeye rağmen sevinç doluydu içi. Kendi kendine mutluluk çığlıkları atmıştı içten içe ''Yarın bayram, yarın bayram “ diye diye daha çok hızlanmıştı bacakları.    İncecikti bacakları. Elleri gün içinde tuttuğu onca tadilat aletinin içinde en çok kaleme yakışıyordu. Kalem tutacak elleri tutuyordu kimi zaman araba lastiklerini. O sadece bayramdan bayrama çocuktu . O yüzdendi sevinci. O yüzdendi kalbi çığlık çığlığa coşarcasına koşması sokaklarda. Gözlerindeki pırıltı birkaç günlüğüne yaşayacağı çocukluk içindi.  Elleri alkış tutuyordu çocuk yüreğiyle bayram günlerine. Ne kadar atılsa da hayatın en ağır kısmına çocukluğu, kuytu köşelerde oynadığı bilyelerle o hep çocuktu aslında.     Hayalleri vardı kire pasa  bulanmış. Günlerin telaşesinde kaybedilen umutları vardı. Bazen yaşlı dedeler gibi hissetse de kendini , akşam eve gittiğinde annesinin koynunda kaybettiği çocukluğu bulurdu. İçtiği sıcacık çorba, babasının başını okşaması günün sonunda mükafattı ona.       Eve vardı sonunda çocuk. Yıkık dökük virane bir halde. Penceresi her an dökülecek gibi. Merdivenleri güvensiz. Evdi yine de çocuk için. Kapıda karşıladı annesi, sarıldı çocuk sevinçle. Annesinin gözünden akan yaşlar ıslattı yüzünü. Yağmur yağar gibi döküldü yanaklarına. ''Ne oldu anne?'' dedi çocuk. Çocukluğunu bırakmıştı yine oracığa. Kafasını uzattı babası yoktu her zaman yattığı yatakta.  ''Babam nerede?'' dedi.  Çocuk bayramı unuttu. Çocuk o an çocukluğunu hiç geri dönmeyecek şekilde terk etti. Babası yoktu. Babası yitip gitmişti. Çocukluk tükenmişti hayatın gerçeklerinde. En çok üzüldüğü ise bayramdan bayrama kazandığı çocukluğunu kaybetmesi oldu.

Not: Çocukluğunu doya doya yaşayamamış, bayramları bir çocuk gibi kutlayamamış, kalbi hala çocuk kalanlara... Ve bir anne olarak duam o dur ki; çocukların çocuk olabildiği, çocuk kalabildiği, bayramların çocukların sesiyle şenlendiği ülke topraklarında her çocuğun hak ettiği gibi yaşadığı günleri görme ümidiyle...