BATIRDINIZ DA KURTULDUNUZ MU?

En son güncellendiği tarih: Nis 17


Umuda doğru giderken torpillenerek batırılan ve yüzlerce insana mezar olan "Struma" gemisinin hikâyesi… Bu batırılma olayı tarihe "Struma Olayı veya Struma Faciası" olarak geçti. Struma Olayı, II. Dünya Savaşı sırasında Nazilerden kaçan Yahudileri Filistin'e götürmek üzere Romanya'dan yola çıkan Struma gemisinin 24 Şubat 1942'de İstanbul açıklarında bir Sovyet denizaltısı tarafından batırılmasıdır. Olayların başlangıcına bakarsak 1940 yılında Nazi orduları Balkan sınırına dayanmışlardı. 1941 yılında Romanya'nın Yaş şehrinde 4 bin Yahudi'nin Nazilerce katledilmesiyle Romanya Yahudileri için Filistin'e gitmekten başka çare kalmamıştı. Türkiye karasularını kullanarak Filistin'e kaçmayı planlayan Romanyalı zenginlerden ve entelektüellerden oluşan büyük bir Yahudi grubu bir araya getirdikleri para ile Struma isimli 1830 model bir motora sahip, 46 metrelik kömür gemisini kiraladılar. Struma Panama bandıralı bir Bulgar gemisiydi. 12 Aralık 1941'de Romanya'nın Köstence limanından yaklaşık 790 yolcu ve 10 mürettebatla kalkan Struma'nın motoru İstanbul'a ulaşamadan açık denizde arızalandı. Yolcuların aralarında topladıkları para ve mücevherler karşılığında, yakından geçen bir geminin mürettebatı gemiyi onardı. Gemi ikinci bir motor arızası sebebiyle 15 Aralık'ta İstanbul Boğazı'nda, Sarayburnu açıklarında demir attı. Almanya'nın İstanbul büyükelçisi gemide salgın hastalık olduğu ihbarında bulundu ve Almanya tarafından yolcuların karaya çıkarılmaması konusunda baskı yapıldı. O dönemde Filistin'e Yahudi göçünü kısıtlayan İngiltere'nin de baskısıyla ne geminin yola devam etmesine ne de yolcuların karaya çıkmasına izin verildi. Romanya gemiyi geri kabul etmedi. Tarihi geçmiş Filistin vizesi bulunan birkaç yolcu İngiliz hükumetinin onayıyla, Martin Segal ve ailesi de ABD'nin ricası üzerine Vehbi Koç'un aracı olması ve Türk hükumeti nezdinde ki girişimleriyle gemiden indirildi. Segal, Standard Oil Company of New York isimli bir Amerikan petrol şirketinin Romanya müdürüydü. Vehbi Koç ise aynı şirketin Türkiye temsilcisi idi. 9 hafta boyunca kıyıda demirli vaziyette bekleyen gemiye Kızılay ve İstanbul'daki Yahudi toplumu tarafından yardım malzemeleri ulaştırıldı. Yardımları İstanbul'daki Yahudi toplumunun önderlerinden Simon Brod ve Rifat Karako organize ediyordu. Struma'nın arızalı olan motoru da tamir edilmek üzere söküldü. Gemide kalan yolcuların akıbeti ile ilgili haftalar süren müzakereler sonuç vermeyince 23 Şubat 1942'de Türk hükumeti, motoru halen çalışmayan gemiyi Karadeniz'de Şile açıklarına çektirdi. Gece boyunca sürüklenen gemi, 24 Şubat sabahı büyük bir patlamanın ardından battı. 103' ü çocuk olmak üzere 768 kişi öldü. Sadece David Stoliar adlı 20 yaşında bir yolcu ve Ivanof Diko isimli ikinci kaptan sağ kurtuldu. Stoliar ve Diko sabaha kadar bir tahta kirişe tutunarak hayatta kalmaya çalıştı. İkili aynı zamanda donmak üzereydi. Daha sonra tüm umutları tükenen Diko kendini akıntıya bıraktı ve yaşamına son verdi. Stoliar ise çaresizlikten bileklerini kesmek istedi ancak donmak üzere olan elleri çakıyı açamadı.


Ölmek üzereyken 12 kürekli Türk Kurtarma Kayığı tarafından bulundu ve karaya çıkartıldı. Uzun yıllar neden battığı bilinemedi. 1960'larda Sovyet arşivlerinden çıkan belgeler ışığında Struma'nın Sovyet denizaltısı Shch-213 tarafından torpido ile vurularak battığı anlaşıldı. Aynı denizaltı 23 Şubat akşamı Türk kargo gemisi Çankaya'yı da batırmıştı. Sovyet denizaltısı Nazi Almanyası'na stratejik malzeme akışını önlemek amacıyla Karadeniz'e giren tüm tarafsız ya da düşman gemilerini batırması yönündeki gizli talimatı yerine getiriyordu. Konu hakkındaki bilgileri araştırırken konu ile ilgili olarak "İstanbul'da Ölüm- Struma'nın Gizli Hikayesi / Douglas Frantz - Catherine Collins" adlı kitabı okurken bir soru hep aklımdaydı. Denize elverişli olmayan, nehirde sığır, kömür mavnası olarak kullanılan, her yeri çürümüş, motoru çalışmayan bir gemi ile umut pazarlayarak fahiş fiyata bilet satan (ve çok kar eden) gemi sahipleri Yunan denizcilik acentesi Jean D. Pandelis ve İtalyan “Komutan” Stefano d'Andria'nın sonları ne oldu? Merak ettim ama internette haklarında hiç bir bilgi bulamadım. Struma bu yasa dışı göçü sağlayan tek gemiydi? Elbette, hayır. Struma, Nazi Cehenneminden kurtulmak için deniz yolu ile Türkiye’den transit geçmeye çalışan Yahudiler’le dolu ilk gemi değildir. 08. 03. 1939 ile 01. 10. 1942 tarihleri arasında torpillenerek batırılan gemi sayısı 21’dir. Batan gemi sayısı 3’tür: Struma, Salvator, Tacorw (Romen bandıralı). Bu gemilerden Struma dışında Romen ve Bulgar bandıralı Salvator’un 246 yolcusundan 125’i (1941) can vermiştir. 1943 yılından sonra yaşanan en önemli olay da Mefkûre moturunun batırılması. Bülbül ve Morina motorlarının da saldırıdan hasar almadan kurtulmalarıdır. Romanyalı Yahudiler’i Köstence Limanı’ndan alıp İstanbul’a getirmek için yola çıkan Mefkûre, Bülbül ve Morina adlı Türk bandıralı motorlar, 4 Ağustos 1944 gece yarısı kimliği belirsiz 3 denizaltı tarafından top ateşine tutulmuştur. İlk ateş sonrasında Mefkûre orada batmış, 295 Yahudi göçmen ve 2 tayfa boğulmuştur. (Gemi, Sovyet denizaltısı SC 215 tarafından batırılmıştır) Geminin 6 tayfası ve 5 göçmen, olayda yara almayan Bülbül Motoru tarafından kurtarılmıştır. Tacorw’un 120 yolcusu da Türk makamlarınca kurtarılmıştır. Bütün bu dönem zarfında aynı deniz yolunu kullanarak Filistin’e ulaşmayı başaran Yahudi yolcu sayısı, 6 bin 84’tür. Bu hüzünlü olay diğer II. Dünya Savaşı hikâyeleri gibi kitaplara konu olmuştur.


Bu kitaplardan bazıları:


* Struma - Karanlıkta Bir Ninni / Hakan Akdoğan: Nazi zulmünden kaçarken Karadeniz’in karanlık sularına gömülen Yahudilerin dramını, 12 Eylül döneminde yaşananlarla iç içe geçirerek ‘insanlık onurunu’ hatırlatıyor okura.


* Struma - Bir Dramın İçyüzü / Prof. Dr. Çetin Yetkin: Bu çalışmada yazar, İngiltere’nin Filistin politikası, Almanya ve İngiliz-Arap-Yahudi İlişkileri, olayların gelişiminin kronolojik sıralaması, David Stoilar’ın anlatımları, Sir Mac Michael’e suikast girişimleri ile Lord Moyne’un öldürülmesi olaylarını analitik ve kronolojik yöntemlerle titizlikle inceliyor.


* Struma (Yüzen Tabut) / Halit Kakınç: Kakınç’ın 2012’de yayınlanan kitabı Struma’yı konu alan belgesel roman tarzındaki ilk eser. Kakınç’ın dokuz yıllık araştırmasının eseri olan Struma’nın ön sözü İshak Alaton kaleme aldı.


* İstanbul’da Ölüm – Struma’nın Gizli Hikayesi / Douglas Frantz -Catherine Collins: 2016 yılı basımı bu kitabı okurken aslolan insanlık mı, yoksa ülkelerin çıkarı mı diye düşünmekten kendinizi alamayacaksınız.


* Serenad / Zülfü Livaneli: 2011 yılında yayınlanan roman, 1939 -1942 yılları arasında Türkiye’de yaşamış Alman Profesör Maximilian Wagner’in hayat hikayesi üzerinden Struma faciasını gündeme getiriyor.


* Aşk Yolcusu / Bahar Feyzan: Feyzan’ın tarihle kurgunun iç içe geçtiği romanı, 2014 yılında yayınlandı. Berlin’de yaşayan Türk Doktor İzak Levi ile aşık olduğu Viktorya’nın Berlin’den Bükreş’e, oradan da Struma’ya ve İstanbul’a uzanan hikayelerini anlatıyor.


* Struma (Vicdanları Sorgulatan Hikaye) / Aaron Nommaz: Nommaz, David Stoilar’ın Romanya’da ve gemiye bindikten sonra yaşadıklarını incelikle, hüzünle, duyarlılıkla anlatırken bir çağa ve büyük bir trajediye tanıklık ediyor.


* Struma (Batılıların Kirli Yüzü) /Çetin Yetkin: 769 Romanya Yahudisi, köhne Struma gemisine kimler tarafından ve nasıl dolduruldu? Struma, niçin ve kimler tarafından İstanbul limanında 70 gün alıkonuldu? Struma niçin ve kimler tarafından Filistin yerine Karadeniz'e gönderildi? Struma'yı Karadeniz'de torpilleyerek batırmak ve birkaçı dışında bütün yolcularını öldürmek hangi ülkenin suçuydu? İşte Yetkin, bu kitabıyla bütün bu sorulara belgelerle, kanıtlarla yanıt veriyor.


* Madonna'nın Son Hayali / Doğan Akhanlı: Struma yolcularını yaşadıkları topraklardan kovan Alman hükümetini, konjonktür nedeniyle onlara arka çıkmayan İngiliz hükumetini, topraklarında Yahudi görmek istemeyen Arapları, dümeni bozuk Struma gemisini yolcularıyla birlikte bir gece vakti Karadeniz'in karanlık sularına sürükleyen 'tarafsız' Türkiye Cumhuriyeti'ni ve gemiyi aynı gece sulara gömen Sovyet denizaltısını, hepsini bir fotoğraf karesine toplayın. Fotoğrafın arkasını çevirdiğinizde 'bir katliam hatırası' yazısını görecek ve Struma'nın 769 yolcusunun imdat çağrılarına sağırlaşan insanlığın sefaletini düşüneceksiniz. Ve bir belgesel film; The Struma(2001): Yönetmen Simcha Jacobovici'nin Kanada yapımı belgesel filmi. 1941'de 800 civarında Romanya Yahudisi, Filistin'e gitmek üzere Struma isimli mülteci gemisine binerler. Yaşanan aksaklıklar nedeniyle Struma İstanbul limanına kadar ulaşabilir ve savaşta tarafsız kalmaya çalışan Türkiye yolcuların kaderini tartışırken beklerler. 23 Şubat 1942'de Türkler arızalı olan Struma'yı Karadeniz'e çekerler. On iki saat sonra bir denizaltı gemiye kilitlenir ve tek bir torpido ateşler. Yirmi dört saat sonra Türk balıkçılar bölgeye ulaşırlar ve sağ kalan tek kazazedeyi bulurlar. IMDb 7,4.


Editör: Damla Güler Öztürk

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube