BATIL İNANÇLARIN TOPLUMA ETKİSİ

En son güncellendiği tarih: May 9


Çağrı Arik //


Sabahattin Ali'ye hayranlık duyduğum en güzel senelerdi. Kürk Mantolu Madonna'nın bildiğimiz pop star Madonna ile alakası olmadığını, kitapta da kürkleri için öldürülen hayvanlardan ve Madonna'nın ünlü olmadan önceki hayatından bahsedilmediğini öğrenmiştim. Kendimi Sabahattin Ali'nin büyüsüne kaptırmış, sırayla Kuyucaklı Yusuf, Değirmen ve İçimizdeki Şeytan isimli eserlerinde kaybolmuştum. Beni en çok etkileyen eseri "İçimizdeki Şeytan" olacak ki çevreme, işlenen tüm suçları şeytana havale ettiğimizi, ancak asıl suçlunun şeytan değil de insanlar olduğunu anlatmaya çalıştıysam da yanlış anlaşılarak kendimi bir anda batıl bir ayinde buldum. Mahallenin teyzeleri beni kötülüklerden korumak için başıma bir tülbent geçirmişler, kafamın üzerinden kurşun döküyorlardı. Sabahattin Ali'nin suçu yok. "O haklı." dediysem de anlamadılar; tüm suç ona kalmıştı. Bu olaydan sonra fazla konuşmadım, ama aslında hiç susmadım. Avazım çıkana kadar Sabahattin Ali'ye, Cemil Meriç'e, Aziz Nesin'e hayran olmaya devam ettim. Sonra yaşadığım toplum tarafından aforoz edilme korkusuyla -o yıllarda ev kiraları da yüksekti, başka mahalleye taşınma şansım da ekonomik parametreler yüzünden mümkün değildi- inanların istediği gibi davranmaya devam ettim. Sonra da toplumu sarsan, onlara yön veren, bilimsel bir dayanağı olmayan, mantıken açıklanmayan inanç ve davranışlar olan batıl inançları araştırmaya koyuldum. "Kardeşim güzelliği ile ünlü Van kedisine benzetilirken, ben neden uğursuzluk getiren kara kedi olarak görülüyorum?" sorusuna cevap aradım. Araştırmaların sonunda batıl inançların psikolojik korkutma yöntemi ile topluma yapılan dayatmalar olduğunu tespit ettim. Daha kötüsü ise zamanında bazı insanların bu dayatmalardan menfaat temin etmeleriydi. Bu bilgiyi ben de kullanarak apartmanın önünü işgal eden komşu teyzelerimizden kurtulmak için "başlarına gelen kötü olayların tümünün apartmanın merdiveninin altında oturmalarından kaynaklandığını" söyledim. Sonrasında ise hiçbir şey eskisi gibi olmamış, tüm alan bana kalmıştı. Bakkal alışverişlerindeki para üstlerini hep 13 TL'ye denk getirip, o parayla depozitolu hatırı sayılır sayıda gazoz içmişliğim bile oldu. Hatta mahallede meydana gelen paranormal olayların müsebbibi bile bendim. Muska sanılan poşete sarılmış olan şeyler, manava gelen İran elmalarının kasalarından arakladığım farsça elma markası kâğıtlarıydı.  Sonuçta kafasına kuş pislediğinde şans oyunu oynayan toplumun, her türlü batıl olan şeye inanması normaldir. Ben bile bazen "İçinde bulunduğum durum, bana gelen mesajları 10 kişiye göndermediğim için zuhur ediyor olabilir mi?" diye düşünen bir insanım. Ne de olsa, birey olarak içinde yaşadığım toplumun bir aynasıyım.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube