BAŞIMIN BELASI KYK BORCU

En son güncellendiği tarih: May 9


Üniversitede okumuş veya hali hazırda okumakta olan herkesin iyi bildiği KYK borcu tartışmaları, 2016 yılında bir Twitter kullanıcısının Kredi ve Yurtlar Kurumunu etiketlediği soruyla farklı bir boyuta taşındı. KYK BORCUMU NASIL HAPİS CEZASINA ÇEVİREBİLİRİM?

İsterseniz önce bu aşamaya nasıl geldiğimizi konuşalım. Çünkü bu borcun ömür törpüsü haline gelmesi yeni bir durum sayılabilir aslında. Türkiye’de devlet, uzun süredir üniversiteye başlayan öğrencilere düşük faizle kredi veriyor. Genellikle öğrenciler bu yola girerken kendilerinden önce üniversite okumuş ve iş bulunca krediyi taksit taksit geri ödemiş ağabey ve ablalarına bakıyorlar. Güzel örnek sonuçta.

Yalnız hesap etmediğin bir şey var sevgili ergenus kardeşim, artık devir değişti çiçeği burnunda fakültelim… Ne faizler eskisi kadar düşük ne geri ödemeler o kadar esnek ve uzak. Üstelik devletin karşılıksız verdiği bursların koşulları da değişti. Artık karşılıksız burs almıyorsun, herhangi bir bankadan fahiş oranlı kredi çeker gibi kredi alıyorsun. Biliyorum, üniversiteye başlarken zaten yıllarca dershane ve özel ders parası verdiği için deline deline kevgire dönmüş aile bütçenizi daha fazla zorlamak istemiyorsun. Katkı kredisini, okurken ailene daha az yük olmak için alıyorsun. O yüzden okula başlamadan önce notere gidip kapı gibi sözleşmeyi imzalarken tereddüt etmiyorsun. Ne yeni okuluna kayıt olurken ne de üç ayda bir ödenen katkı kredisini çekerken sonrasını düşünüyorsun, çünkü sen okuyorsun! Mezuniyet çok uzak, diploma Kaf Dağının ardı. Önce bir okul bitsin, sonrası kolay. Zaten hemen iş bulup o borcu kapatacaksın. Ne demek alay eder gibi konuşuyorum? Asla yapmam öyle bir şey, sana inancım tam.

Boş konuşmayı bir kenara bırakırsak (ama kısa bir süre için, çünkü konu uzun süre ciddi kalınamayacak kadar trajikomik) büyük umutlarla alınan kredilerin, büyük büyük hayal kırıklıkları oluyor. Alsan bir türlü, almasan bir türlü. Okullar bitiyor ama iş bulunamıyor, iş bulunuyor ama vaatler boşa çıktığı için devamı gelmiyor. İş bulunuyor, vaatler tutuluyor ama maaş alınamıyor; iş bulunuyor, vaatler tutuluyor, maaş yatıyor ama o kadar düşük bir miktar ki bırakın KYK borcunu ev kiranızı zor ödüyorsunuz. Sonra ne mi oluyor? ‘’Kredi borcu biraz beklesin, belimi doğrultayım öderim, kaçmıyoruz ya.’’ diyoruz. Kaçmıyoruz, nereye kaçacağız ki? “KYK borcun varsa yurtdışına bile çıkamıyormuşsun!” efsanesi geliyor kulağımıza sağdan soldan ama Pendik’ten Taksim’e gidecek parayı zor bulurken yurt dışı tatilini düşünecek halimiz olmuyor elbette. Sürekli borç silinecek mi, yapılandırmaya girecek mi haberlerini takip ediyoruz. Ha bugün ha yarın derken taksitler birikiyor; öyle biriktiği yerde kalmıyor, faiz üstüne faiz yiyip artıyor. Sonra eve gelen uyarıya bakıp vergi dairesindekileri o celpte adı yazan kişi olmadığınıza nasıl inandıracağımızı düşünmeye başlıyoruz. Bedenimizdeki bütün hücrelerin yedi yılda yenilendiğini ve artık krediyi çeken insan olmadığımızı iddia etmek boşa, kimse yemiyor.

Hayatta çareler tükenmez, bu derdin de bir çözümü olmalı! Sosyal medyaya göz atarsanız birkaç alternatif bulabilirsiniz. Evlenme programına katılmak çok cazip olmasa da (zaten yayından kaldırıldılar) evlilik yemininin “Hastalıkta sağlıkta” kısmı ile “Ölüm bizi ayırıncaya dek” kısmı arasında bir yere “KYK borcuna rağmen” ibaresi eklenebilir. Veyahut KYK borcunuzu çeyiz olarak yutturmayı deneyebilirsiniz. Eğer erkekseniz ve “İleride evleneceğim hanım, katkı kredisini kimlerle yiyor acaba?” diye düşünüyorsanız flört aşamasındayken KYK borcu var mı mutlaka sormalısınız. Zengin bir hanım arama seçeneğiniz her zaman var ama aşk evliliğinde ısrarcıysanız başka yollar deneyeceğiz. Mesela borç kapatma büyüsü yaptıran varmış. Ben bilmem, bir arkadaşımdan duydum. Borç ödenen ATM’lere böbrek bırakmayı önerenler de var. Bana mantıklı geldi. Hatta böbreğe ek olarak karaciğerin üçte biri de bırakılabilir. Yalnız hijyen biraz sorun olur sanki, organ satışı seçeneğine bastığınızda bankamatik otomatik olarak sterilizasyon işlemi de yapmalı.

Bakmayın böyle dalga geçtiğime, borcunu günü gününe ödeyip vakitlice bitirenlerden değilim. Ben de uzun süre salladım. Sonra biraz ödedim. Yine salladım. Biraz daha ödedim. İşsiz kaldım. Bıraktım olduğu gibi. Nur topu gibi bir vergi yüzsüzü olduğumda, yapılandırma şansı çıktı. Kucağımda yeni doğmuş oğlumla vergi dairesine, borçlarımla barışmaya gittiğim gün dün gibi aklımda. Ben form doldururken oğlan kucaktan kucağa dolaşıp memur ablalarının üzerine salya akıtmakla meşguldü. Her neyse, borçları taksitlendirdik. İki ayda bir tıkır tıkır ödedik. Bitti gitti ama kader ortaklarım gibi ben de “Ömür biter, KYK borcu bitmez”, “Hayat kısa, KYK borcu yaklaşıyor”, “Büyük ikramiye bana çıksa ilk KYK borcunu kapatırım”, “Zamanın unutturamayacağı tek şey KYK borcudur” gibi laflar ettim bol bol. Bu arada, ödemeler bitince dert bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Kaybolan bir makbuz yüzünden icralık olma, maaşınıza haciz konma ihtimali var. Artık her şey dijital, işler daha kolay ama borcu kapattıktan bir yıl sonra vergi dairesinden gelen “Borcunu yapılandırmak için son bir haftan kaldı.” çağrısını alınca sinirden tepinip olay çıkarmışlığım var. Nasıl çıkarmam, geç de olsa çatır çatır ödemişim. Her taksitte “Bu parayla kaç tane kitap alırdım.” diye dertlenmişim, son taksitin ardından ekranda beliren “Ödenmemiş borcunuz bulunmamaktadır” ibaresinin ekran görüntüsünü alıp alnıma yapıştırarak gezmişim. Siz söyleyin, yerimde olsanız delirmez misiniz?

Şimdi tekrar ciddileşelim. Üzerinde ne kadar espriler yapılsa da KYK borçları şaka kaldırır bir konu değil aslında. Üniversiteye başlarken aldığınız miktarı geriye faiziyle ödeyeceğinizi biliyorsunuz. Ancak on sekiz yaşındayken -üstelik de yıllardır süren çalışmanızın meyvesini alıp üniversiteye girmişken- geri dönüşün nasıl olacağını hesaplayamazsınız. Çabalarınızın karşılığını kazanarak görmüşsünüz, üzerinizde olumlu bir hava var. Eğer çabalamaya devam ederseniz borcu da ödeyeceğinize inanırsınız doğal olarak. Liseden yeni mezun olmuş bir genç, iş dünyasının nasıl olduğunu tahmin edemeyeceği gibi piyasadaki değişimleri de öngöremeyecektir. Elbette gençlere dikkatli davranmalarını, aldıkları miktarı çarçur etmemeleri gerektiğini öğütleyeceğiz. Ama kredi aldıkları için hata ettiklerini söylemeye kimsenin hakkı yok. Son dönemde konuşulan düzenlemeler umut verici geliyor kulağa. Tüm gençler için en iyisini dileyip kaçınılmaz olana gülüp geçmek en iyisi sanırım. Ne de olsa her şey geçici, bir KYK borcu kalıcı.


Editör: Burçin KAHRAMAN

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube