BÜYÜK DAHİ HAKKINDA NE BİLİYORUZ?


2 Mayıs, Rönesans sanatını doruğuna ulaştıran, yalnız sanat yapısına değil, çeşitli alanlardaki araştırmaları ve buluşlarıyla da tanınan, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sanatçılarından ve dehalarından biri kabul edilen Leonardo di ser Piero da Vinci'nin ölüm yıl dönümü. Bizde Büyük Dahiyi bilinmeyen ya da az bilinen yönleriyle andık.


* Rönesans insanının özü olarak kabul edilen Leonardo da Vinci, usta bir ressam olduğu kadar başarılı bir müzisyendir. Ur liri ve flüt çalmasının yanı sıra, asillerin toplantılarında ve saraylarında sık sık şarkı söylediği bilinmektedir.

* Da Vinci, büyük bir hayvan aşığıdır. Pazarlarda kafes içerisinde satılan hayvanların serbest bırakılması için her birini satın aldığı söylenmektedir.

* Da Vinci, 1497 yılında Gönye Kilidi’ni icat etmiştir. Bu icat günümüzde Panama ve Süveyş Kanalları dahil olmak üzere birçok alanda kullanılmaktadır. Aynı zamanda da Vinci, madeni para üretimi için bilinen en eski makineyi icat etmiştir.

* Bir eliyle yazı yazarken diğer eliyle resim çizebilme yeteneğine sahiptir.

* Da Vinci, muazzam çizim yeteneği sayesinde birçok farklı alanda çalışma imkanı bulmuştur. Ünlü ressam askeri mühendis olarak; helikopterlerin, uçakların, paraşütlerin, zırhlı tankların, otomatik tüfeklerin ve diğer ölümcül kuşatma silahlarının ayrıntılı resmini çizmiştir.

* Da Vinci’nin yaşamı boyunca insanlığa bıraktığı gizem dolu çok şey olsa da ölümüne dek yanından ayırmadığı, her gittiği yere beraberinde götürdüğü ve ölümünden günümüze onun sembolü olan Mona Lisa tablosudur. Tabloyu önemli kılan zihinlerdeki ilk soru işareti tablodaki şahsın kim olduğudur. Bu konu hala tartışılmakta olup, esrarengiz Mona Lisa’nın kimliği ya da edinilebilecek bir bilgi konusunda bilimsel çalışmalar devam etmektedir. Leonardo’nun bu eserinde figürün arkasında uzanan manzaranın gittikçe soluklaşması, buğulu bir ton alması, üstadın bir buluşudur. Böylece o zamana kadar yalnızca çizgi perspektifiyle sağlanan derinlik, Leonardo’nun “sfumato” diye tanımladığı bu yeni buluşla, diğer eserlerine de daha inandırıcı bir boyut kazandırmış olup sanat camiasında bir ilke imza atmıştır.


*Mona Lisa'nın isim babası kimdir? Dünyanın en ünlü tablosu Mona Lisa, Leonardo'nun diğer tüm eserleri imzasız ve tarihlenmemiştir. Tablonun adı, ressam Giorgio Vassari'nin yazdığı ve 1550 yılı civarında yayınlanan Da Vinci biyografisinden gelmektedir.

* Nasıl ki şu an bizler Da Vinci’yi kendimize örnek alıyorsak, Da Vinci’nin çalışmalarını incelediğimizde de Vitruvius etkisinden bahsetmeden geçemeyiz. Vitruvius, insan bedeninin sahip olduğu ideal bir orantıdan bahsetmiş ve ayrıca, sanattan anlamak için onun doğasına inilmesi gerektiğini savunarak, doğadaki uyum ile sanat eserlerinin kalıcılığı arasında ilişki kurmuştur. İnsan vücudunun ideal oranı Altın Oran’ın (Oranlar Kanunu), Leonardo’nun birçok çalışmasında önemli bir yeri vardır. İnsan vücudu ve evren arasında anatomik bir bağ kuran Leonardo’nun eskizinde, karenin “maddesel” varlığı, dairenin ise “ruhsal” varlığı sembolize ettiği, bir nevi insanoğlunun farklı iki yönünü çizimine yansıttığı gibi görüşler öne sürülmektedir.


8. Rönesans döneminin büyük mühendisi, tasarımcısı, anatomisti, ressamı, heykeltıraşı ve bilim insanı Leonardo da Vinci’nin tasarım dünyası İtalya ile sınırlı değildi. Yeteneklerine ve tutkularına uygun düşen bir yaratıcı etkinliğin nerede ve kim için olacağının onun açısından önemi yoktu. Onun etkinlik alanı tüm dünya, yararlı olmak istediği ise tüm insanlıktı. Bu yüzden da Vinci, Haliç’e köprü yapma isteğini bir mektupla II. Beyazıt’a iletmişti. II. Beyazıt (1447-1512), Haliç üzerinde yolcuların geçmesine ve eşya nakline mahsus bir köprü yaptırmak istiyordu. Bu tasarısı için bazı uzmanların fikirlerini almıştı. Bu soruşturmanın ve köprü projesi fikrinin Leonardo’ya kadar ulaşmış olduğu, uzun yıllar sonra bulunan bir belgeden anlaşılmaktadır. Bu belge, Leonardo’nun II. Beyazıt’a yazdığı bir mektubun Topkapı Sarayı arşivinde bulunan çevirisidir. Bu mektubunda Leonardo, çarkları rüzgarla dönen bir değirmenden ve gemilerin suyunu boşaltmaya yarayan bir tulumbadan söz ettikten sonra asıl konuya geçmekte ve Galata ile İstanbul arasında kurulacak köprüden bahsetmektedir. Leonardo bu konuda II. Beyazıt’a hitaben şunları yazmaktadır:


“Acizleri, efendimizin Galata’dan İstanbul’a bir köprü kurdurmak için teşebbüse geçtiklerini işittim. Lakin bu işe ehil bir kimse bulamadıklarını öğrendim. Bu işten anlayan kulunuz, arzularınızı gerçekleştirebilir. Köprü, yüksek bir kemer üzerine kurulacaktır. Fakat bu kadar yüksek kemerli bir köprü üzerinden kimsenin geçmek cesaretini gösteremeyeceğini düşündüğüm için kenarlarını tahta parmaklıklarla örteceğim. Kemeri, o kadar yüksek tasarlamamın sebebi, altından yelkenlilerin rahatça geçebilmeleri içindir.


Efendimiz Hazretleri irade buyururlarsa, Anadolu sahiline kadar uzayacak, gerektiğinde açılır kapanır bir köprü dahi inşa edebilirim. Burada su daima hareket halinde olduğundan kenarların aşınmaması için bir çare düşündüm. Bununla su akıntısı dirsek ve kenarlara zarar vermeyecektir. İnşallah Sultan Hazretleri, bu aciz kulunun sözlerine inancını bağışlar da onu her zaman hizmetlerinde görmeyi arzular ve cevap vermek lütuflarını esirgemezler.”


Belgenin sonunda “Bu mektup Temmuz ayının üçünde yazılmış ve yazılış tarihinden dört ay sonra ele geçmiştir” kaydı bulunmaktadır. Paris’te Institut de France kütüphanesinde bulunan Leonardo Kodeksi’nde sanatkarın el yazısını içeren bir köprü taslağının Galata ile İstanbul arasına yapılacak köprüye ait olduğu tahmin edilmektedir. Bu taslağın tarihi, kodekste 1502-1503 olarak gösterilmiş olduğundan mektubun da Osmanlı Sarayı’na bu tarihlerde gönderilmiş olduğu düşünülmektedir. II. Beyazıt’ın arzusuna ve bazı girişimlere rağmen İstanbul ile Galata arasında bir köprü kurulamadı ve İstanbullular 1836 yılına kadar şehrin bu iki yakası arasında kayıkla gidip geldiler. Mektuptan gördüğümüz gibi, Leonardo sadece Haliç’e köprü planıyla yetinmemekte, Boğaz’a da açılıp kapanan bir köprü kurmayı önermektedir. Bu plan, Boğaziçi için düşünülmüş tarihteki ilk köprü tasarımı olabilir. Leonardo’nun tekliflerine olumlu bir cevap verilmediği açıktır. (Herhangi bir cevap verilip verilmediği de bilinmiyor). Osmanlılarda Batılı mühendislerin ve bilim insanlarının Müslüman olmadan istihdam edilebilmeleri ancak 18. yüzyılda mümkün olabilmiştir. (Mektubun Türkçeye çevirisinin başlangıcında Leonardo’dan söz edilirken “kafirin gönderdiği mektup” ibaresi kullanılmaktadır). 16. yüzyılın başı, özellikle de II. Beyazıt’ın kendisi, Leonardo’nun Haliç’te bir köprü yapması için uygun koşulları oluşturmuyordu.


Editör: Kemal Albayrak

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube