AYRIŞTIRMA KAYNAŞTIR!!!



Bir şekilde mezun olmuştuk orta okuldan kaynaştırma öğrencisi olarak ve şimdi bir karar vermeliydik. Tamam mı, devam mı?

Kaygılarımız üst safhada idi çünkü ortaokul kısmına kadar çocuktular fakat artık gençler; kanlarının en deli aktığı zamandalar.

Peki ya Yiğit, nasıl olacaktı? Oysaki o hep  çocuk yanının esiri...


Her şeyden ziyade "neden kaynaştırma"nın açıklamasını yapayım size canlar; normal gelişim gösteren çocuklar öğrenebilir, bizim özel çocuklarımız ise öğretilebilir çocuklar. Nakış işlercesine ilmek ilmek öğretilirse şayet ciddi yollar katedebilirler. Amaç olabildiğince akranlarına yakın becerileri öğrenebilmeleri ise şayet, akranları ile beraber aynı ortamda olup onları rol model almaları gerekiyor.


Nerede kalmıştık, evet lise... Bir yanda yüreğimde kelebekler uçuşurken onun liseli olmasından dolayı, diğer yandan ise gece uykularımı kaçıran endişelerimle bir gün sokakta yürürken sokakları kuşatmış SPOR LİSESİ açılış ilanlarını görmemle başımı çevirmem bir oldu. Nasıl olacak ki, mülakatla alınıyor. Yiğit akranları ile aynı kulvarları nasıl yapacak? Olur mu ki? Denemekle ne kaybedecektik ki , en fazla hayal kırıklıklarımıza bir tanesi daha eklenirdi ve alışkındım ben...


Hemen yaşam lideri Metin Hoca'mız ile karar veriyoruz ve başlıyorlar kulvar çalışmalarına. Haydi Yiğit'im şahlanmalısın, hayat ya bu korkarak kaybedecek vaktimiz yok. Biz bu günlere cesaretimizle geldik. İşte canlar gün bu gün, Yiğit mülakatta...

O görülesi mücadelesi, sanki merak etme anne biz bunun da üstesinden geleceğiz dercesine. Metin Hoca'mızın gözlerinde o gurur parlaması, benim ise olur mu ki dediğim bir hayalin daha gerçekleşme mutluluğu...


Tam oh diyeceğimiz an ise okul kurucusunun bu çocuk bu okula uygun değil tepkisi ile aşmamız gereken bir engelle daha yüz yüze gelişimiz! Neden hocam soruma cevaben, bu çocuk kendini koruyamaz, top gelir, spor derslerinde bir şey olur ve benzeri cevaplar... Evet dedikleri doğru fakat nereye kadar ve daha ne kadar onu koruyup kollayabileceğim? Kendisine gereken tedbirleri aldığımızı, yaşam liderinin de okulda uzaktan takipte olacağını ve akranlarının okul içi karşılaşacağı her türlü riskle Yiğit'in de karşılaşabilmesinin olası olduğunu söyledim. Okul müdür ve müdür yardımcılarımızın yüce gönüllülükleri ve destekleriyle, eveettt Yiğithan  spor lisesi kaynaştırma öğrencisi.


Tabii ki bizimki kısa sürede okulun tanınan siması, öğretmenlerinin ve idarenin özel çocuğu oluveriyor. Bu arada rol model konusunda artılar gibi eksiler de çıkabiliyor karşımıza. İşte en can alıcı nokta da orası, eksileri artıya çevirebiliyorsak kazanıyoruz. Bizimki teneffüslerde birbirlerine takılan, şakalaşan arkadaşlarını görünce kendisi de kalkışıyor ve itiveriyor bir arkadaşını. Tabii duyuluyor bu durum, eve geliyorlar ve Metin Hocamız durumu anlatıyor. Eyvah diyorum, ya zarar vermeye başladı sanılır da atılırsak okuldan...


Sabah o korkuyla okula ben de gidiyorum. Müdür ile karşılaşıyoruz okula girer girmez. Ben yutkunup kalıveriyorum. Müdürümüz Hülya Hanım sınıf uyumunda bir sıkıntı varsa sınıfı değiştirelim diyor. Ben şaşkın ve olumsuz bir şey duymamış olmanın mutluluğu ile teşekkürler hocam diyerek ayrılıyorum müdürün yanından. Evet şimdi sıra olumsuz rol model alışı olumluya çevirmekte. İttiği arkadaşını bulup Yiğit'e özür diletiyoruz ilk önce, sonrası yanına gelen her öğretmenine hocam çok üzüldünüz değil mi diyerek göz kırpıyoruz. Öğretmenleri ise evet çok üzüldük Yiğit, arkadaşlarımızı itmiyoruz diyorlar. Bizimki renkten renge giriyor. Bu arada ise hem idare hem öğretmenler arkadaşları ile Yiğit'in bu tarz davranışı olursa kendisine fiziki müdahale edilmemesi konusunda uyarıda bulunuyorlar, sağ olsunlar.


İşte ikinci can alıcı noktadayız, müdür yardımcımız İlhan Hoca'dan Yiğit'i odasına çağırmasını ve ona tatlı sert bir şekilde ikazda bulunmasını rica ediyorum. Yapmayın Hülya Hanım, kıyamam diyor. Hocam eğer bu okulda ise bu okulun tüm kurallarına uymalı, başka çocuklar bunu yapsa onlar da sizden uyarı alacaklardı diyorum. Kıyamıyor, çikolata versem, konuşsam diyor ve ısrarlarıma dayanamayıp Yiğit'i çağırıyor odasına. Bizimki gayet rahat selam verip oturuveriyor, hocam kalksın diyorum. Bozuluyor bizimki. "Arkadaşını itmişsin, çok üzüldüm" diyor İlhan Hoca, bizimkinden ses yok, "bir daha böyle bir şey istemiyorum, duymayacağım" diyor, bizimki usulca "tamam" diyor ve çıkıyor sınıfına. Ah diyorum hocam lütfen üzülmeyin. Yiğit liseli olmuş, taşkınlık yapmış ve ikaz almış, bu bizim için hayal bile değildi. Öyle diyorsanız tamam Hülya Hanım diyor.

Ve günler geçiyor, bizimki tövbeli. Bir daha mı? Asla.


İşte böylece olumsuz olumluya dönüyor. Her gördüğünü yapmaması gerektiğini öğreniyor Yiğit.


Bu arada 2 Nisan Otizm Farkındalık Günü geliyor. Tüm okul, tek yürek, tek bir öğrencisi için farkındalık günü düzenliyorlar ve bana, öğrencilere Yiğit'i anlatma imkânı veriyorlar. Artık daha farkındalar durumun. Şu an mı? Yiğit artık  lise üç öğrencisi.


Diyeceğim o ki canlar, okul yaşına gelmiş yavrularımıza sınıflarında, okullarında veyahut çevrelerinde farklı gelişim gösteren, fiziken kendilerinden farklı arkadaşlarının olabileceğini, onları dışlamak yerine onları da aralarına alarak yardımcı olabileceklerini ve hayatlarına çok güzel katkıda bulunabileceklerini anlatır mısınız rica etsem...


Her şeyden öte çocuk yürekleri akranlarının arasında onlarla bir olarak büyüyebilecekler  onları model alarak ilerleyebilecekler belki de...


O zaman var mısınız? "Ayrıştırma kaynaştır" diyelim tek bir yürekle. Çocuğumuzun yanında engelli öğrenci istemiyoruz diyebilen kararmış kalplere inat. Engellilik bir tercih değildir ki ve hiç kimse kendi tercih etmediği bir şeyden mesûl tutulmamalı değil mi?



© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube