AY ve GÜNEŞ – Vonda N. McINTYRE

En son güncellendiği tarih: May 9


Daha önce saraylarda geçen romanlar okumuşsunuzdur mutlaka. Genel olarak okuru keyiflendirmeye yönelik, tarihi gerçeklere tam olarak sadık kalmayan, tabiri caizse magazinsel romanlardır. Genellikle kadın karakterler üzerinden yazılır ve olaylar zinciri sıradan bir genç kadının adım adım yükselmesidir. Sarayın İngiliz ya da Osmanlı’ya ait olması durumu değiştirmez. Kadınlar oyunu kuralına göre oynamalı, doğru insanları kullanmalı, güçlü hamiler bulmalıdır. Ay ve Güneş romanı da tıpkı diğerleri gibi sarayda geçiyor ancak benzerlik bununla sınırlı. Çünkü bu kez karşımızda, gözünü krala dikip kelle koltukta mücadeleye giren bir leydi yok. Matmazel Marie-Josephe de la Croix, amacı kraldan çocuk yapmak ya da bir dükle evlenmek olan kadınlardan değildir. Çocukluğunda ve ilk gençlik yıllarında, rahip ve doğa bilimci olan ağabeyi Yves ile çalışmış, bilim ve sanat öğrenmiştir. Ailesinin vefatının ardından bir süre manastırda yaşamış, sonrasında Yves Fransa Kralı XIV. Louis için ölümsüzlük arayışına çıktığında saraya çağrılmıştır. Son derece zeki bir kız olmasına rağmen Madam ve Matmazel (XIV. Louis’nin kardeşinin eşi ve kızı) tarafından korunmasa sarayda hayatta kalamayacak kadar saftır.

Yves, seferinden biri canlı, diğeri ölü deniz canavarları ile geldiğinde ve ölümsüzlük organlarını keşfetmek için çalışmaya başlar. Marie’ye düşen, ağabeyine yardım etmek ve canlı getirmeyi başardığı deniz canavarını hayatta tutmak ve mümkünse eğitmek olur.

Romanın ilk sayfalarını okurken söz konusu deniz canavarı aklıma Suyun Sesi (Shape of Water) filmindeki amfibik yaratığı getirdi. Benim için bir hayal kırıklığı oldu açıkçası. Çünkü Suyun Sesi’ni özgünlüğü sebebiyle daha bir sevmiştim. Esinlenme ihtimali hoşuma gitmedi. Kitap ilerledikçe gördüm ki, aceleci davranmışım. Fiziksel özellikleri farklı olsa da iki hayvan arasında benzerlikler vardı. İkisi de vahşi olmamasına rağmen yakalanınca hayatta kalma güdüsüyle saldırganlaşmış canlılardı. Onları canavardan öte görüp gerçek anlamda iletişim kuran ilk kişiler kadındı. O kadınların ortak noktası, birinin engelli, diğerininse kadın olması sebebiyle dışlanmış olmalarıydı. Müşterek noktalar olması iki eserin de özgünlüğünü azaltmıyor elbette. Sonuçta edebiyat ve sinema dünyası derya-deniz, ara sıra ‘pişti olmak’ kaçınılmaz.

Marie, çalışmalar sırasında deniz canavarının hayvandan öte olduğunu -bir kadın, bir insan olduğunu- fark eder. İsmi, ruhu, ailesi ve hikayesi vardır. Tıpkı insanlar gibi sever, aşık olur acı çeker. Adı Şehrzad’dır. (Kitapta yapılan göndermeden dolayı ben hep ŞEHRAZAD olarak okudum) Şehrzat, kendini anlayan tek kişiye -Marie’ye- hayatta kalma pazarlığı yapabilmek için bildiklerini anlatır. Papa’nın bile dahil olduğu bu süreçte Marie’nin işi kolay değildir. Ağabeyi dahil kimseden destek göremez. Ona tek inanan kralın danışmanı ve Chretien kontu Lucien’dir. Bu karakteri okurken ister istemez, Tyrion Lannister’ın ilham kaynağını merak ettim. Game of Thrones evrenine çok hakim değilim ama cüceliği, sarı saçları ve kadınlarla ilişkileri benzemiyor değil.

Romanın bundan sonrasını yazmak okuma zevkinizi kaçıracağı için Marie’nin mücadelesine girmiyorum. Küçük Marie-Josephe’in Papa ile konuşmasından ufak bir alıntı yapmak istiyorum. “Kadınların da ruhu vardır. Şehrzad bir kadın. Onu öldürmek, ölümcül bir günah işlemektir.”

Biraz da teknik bilgiye değinirsek: roman 1997 yılında ilk kez yayınlanmış. Türkiye’de ise İthaki tarafından 2015 yılında basıldı. 544 sayfa, dolayısıyla kitap kurtlarını tatmin edecektir. Çevirmeni, Işığın Kalbine Yolculuk ve Nereye Gidiyoruz Baba? kitaplarını da tercüme eden Aslı Genç. En güzel nokta ise kapağında yer alan bilge kocakarı Ursula K. LeGuin’e ait söz: Gelmiş geçmiş en iyi alternatif tarih romanı.

Son olarak, Ay ve Güneş, “King’s Daughter” adıyla sinemaya uyarlanıyor. İlk planlanan 2016 yılında gösterime girmesiydi. Ne yazık ki bazı anlaşmazlıklar nedeniyle tarih gecikti. Vizyon günü henüz belli değil ama şimdiden heyecanlanıyorum. Kim bilir, belki filmi Türkiye’de çok sevilir, böylece Vonda McIntyre’ın diğer kitaplarına da ulaşabiliriz.



Editör: Burçin KAHRAMAN

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube