ASLINDA HAYAL


Yazar Adı: KÜRŞAT BAŞAR

Yayın evi: EVEREST YAYINLARI

Basım Yılı: MAYIS 2016 (1. BASKI)

Türü: ANI

Sayfa Sayısı: 268

Kürşad Başar sevdiğim ve tüm kitaplarını alıp, okumaya çalıştığım bir yazar. "Aslında Hayal" kitabı da tesadüfen önüme çıktı, bir markette indirimdeydi ve tabii ki aldım, keyifle okudum.


Kürşat Başar, Türk gazeteci, yazar, televizyoncu ve senarist. Kürşat Başar, 1963 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul, Ankara, Lefkoşa, Doğubeyazıt'ta öğrenim gördü. 1985 yılında İ.Ü. Felsefe Bölümünden mezun oldu. 1981 yılından başlayarak, Hürriyet, Güneş gazetelerinde çalıştı. Aktüel dergisinde editörlük, Tempo dergisinde Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Power dergisini çıkardı. Birçok derginin yayın kurulu üyeliğinde bulundu. Çok yönlü ve renkli kişiliğiyle dikkat çeken yazar müziğe olan tutkusuyla da tanınıyor; 1983-1989 yılları arasında TRT3'te yayınlanan `Caz Duygusu' adlı programı hazırladı ve sundu. İyi derecede saksafon çalan yazar önemli müzisyenlerle birçok konser vermektedir. 1989-91 yılları arasında TRT, TV1'de yayınlanan `Akşama Doğru' programının danışmanlık ve sunuculuğunu yaptı. 1992 yılında Kanal 6'da yayınlanan `Tempo' adlı haftalık haber programını hazırlayıp sundu. Yine 1989’da ilk kitabı Kış İkindisinin Evinde’yi yayınladı ve Haldun Taner Öykü Ödülü ‘nün sahibi oldu.


1990 mayısında kitap raflarında yerini alan ikinci kitabı “Konuştuğumuz Gibi Uzaklara” Başar’ın kendine özgü anlatımının daha da oturduğu bir çalışma olarak değerlendirildi. 1993'te üçüncü kitabı Sen Olsaydın Yapmazdın, Biliyorum isimli romanını yayınladı. Bu kitabıyla Başar, Türkiye’nin en çok okunan yazarları arasına girdi. Yazar 1996 yılında “Aşkı Bulmanın ve Korumanın Yolları” adlı kitabını Türk literatürü ile tanıştırdı. Kısa sürede en çok satan kitaplar arasına girdi. Yazı ve denemelerinin bir bölümünü İğreti Yaşamlar adlı kitabında topladı. Başar, çok okunan ve konuşulan romanlarından sonra çeşitli gazetelerde sürdürdüğü köşe yazarlığında da farklı bir tarza imza atarak ilgi topladı ve iletişimciler tarafından verilen ‘Köşe yazısı Ödülü’nün sahibi oldu. 2011 yılında kurduğu "Kürşad Başar Orkestrası" ile 'Keşke Burada Olsaydın' ve 'Kaldığımız Yerden' albümlerini çıkardı.


Zamana direnen çocukluğun, geçip gitmeyi reddeden anıların yazarı Kürşat Başar, bu kez kendi hayatının izini kendine has üslubuyla sürüyor… Unutulmaz romanların yazarı olarak, yaşadığı onca ilginç tecrübeden eserlerine açılan dolambaçlı, sürprizli patikaları takip ediyor. İstanbul, Ankara, Kıbrıs ve Doğubayazıt'ta geçen çocukluk ve gençlik yıllarını; edebiyatla, müzikle tanışmasını; son otuz yılın gözde dergi ve gazetelerinde geçen günlerini anlatan yazar, Sevim Burak'tan Ara Güler'e, Doğan Hızlan'dan Cemal Süreya'ya ve günümüze gelene kadar daha nicelerine, birbirinden ilginç, sıra dışı figürle karşılaşmasını da aktarıyor. Sinemayla, radyo ve televizyonla geçen renkli yıllarını ve Başucumda Müzik'in bilinmeyen hikayesini, rastlantıların hayatı nasıl belirlediğini, şaşırtıcı ayrıntılarla yansıtıyor... Aslında Hayal, "beklenmedik serüvenlerle yönlenmiş", "dalgalara teslim olarak yaşanan," ama tam anlamıyla dolu dolu yaşanan bir hayata dair. Okurların belleğinde yer etmiş eserler veren bir yazar -ve müzisyen-, kitaplarının penceresinden geçmişine, hayallerle gerçekleri birbirine çatarak inşa ettiği kendi dünyasına bakıyor bu kitapta.


(Tanıtım Bülteninden)

Bir bölümde Söğüt Apartmanındaki apartman düzenini, komşuluk ilişkilerini anlatmış. Sanki bizim Sedef Apartmanını anlatıyor; gelen öğrenciyi karşılamaktan, emanet çocuktan, yılbaşı yemeklerine kadar. Yalnız bizde bir dönem daire sırasına göre her ay bir dairede aylık yemek toplantısı yapılıyordu, herkes bir çeşit yapıp getiriyordu. Hem büyükler hem gençler, çocuklar için çok eğlenceli geçen yemeklerdi. Şimdiki apartmanlarda değil böyle yemekler, çocuk emanet etmeler, selam dahi verilmiyor çünkü komşular tanınmıyor.


Yazarla yaşıt olup, aynı şehirde yaşayınca anılarda benzer oluyor tabii; kuşdili, tavşan dili, çocuklara yemek yedirme telaşı, 'bakımsız Tarzan' lakabı ve zorla içirilen balık yağı gibi...

Kürşad Başar, yazın ders kitaplarını alır, roman gibi okuyup, sene içinde yaramazlık yapar ama notları hep yüksek olurmuş. Kendimi gördüm sanki ben yazdan almazdım ama sene içinde evde hiç ödev yapmadım, sınav için özellikle fazladan ders çalışmadım. 6 sene boyunca öğlen yemek teneffüsü hariç hiç teneffüse çıkmadım. Teneffüste biten dersin yazılı ödevlerini yaptım (bilgi tazeyken), başlayacak dersin işlenecek konusunu okuyup, ödevlerini kontrol ederdim. Okula gidip gelirken serviste ve gece uykudan önce tüm okuma ödevlerini yapar, işlenen ve işlenecek konuları okur, çalışırdım. Böylece evdeki tüm zaman benim olurdu, istediğin yaramazlığı yap. Böylece hem derslere hazır hem notlar yüksek hem de tüm zaman benim...


Kendileri Barbaros Bulvarında, dayısı Balmumcu'da otururken Esentepe'ye yürüyüp papatya ve kır çiçekleri topluyorlarmış. Bizde Mazhar Bey'de oturup, 2 sokak ötedeki Faik Reşit Unat ilkokuluna giderken dönem sonu okul pikniği için okulun karşısındaki, (Göztepe SGK'nın arkasındaki) koruluğa yani Gözcübaba'ya giderdik. Şimdi Gözcübaba'da koruyu, piknik yerini geçin doğru dürüst ağaç kalmadı; Türbe ise apartman bloklarının arasında sıkıştı, gözükmüyor bile.


Bir bölümde:" Okur, kendisine doğru bilgi veren, araştırma yapan, yol gösterici yazarları çok da fazla okumuyor. Ancak kavgacı, sert yazılar yazan, önüne gelene saydıran, başkalarıyla sürekli polemik halinde olan yazarları seviyor." diye gözlem ve fikrini açıklamış. Ben de aynı fikirdeyim. Peki neden bu böyle?


Kitabı okurken aklıma bir soru takıldı: "Neden bazı yazarların yeri bende ayrı? Acaba yakın yaşlarda, aynı yerlerde, benzer şeyleri yaşadığımız; kısaca bana beni anlattıkları için mi ben onları seviyorum, onlara gönlümde ayrı yere koyup, torpil yapıyorum? Benim şehrimde, aynı dönemde, benzer şeyler yaşayan, beni anlatan yazarlar: Ayşe Kulin, Orhan Pamuk, Mario Levi, Kürşad Başar ve Ferzan Özpetek (kendisi de Kalamış'ta büyümüş) ilk aklıma gelenler. Hep var olsunlar, bana beni anlatmaya, duygularıma tercüman olmaya devam etsinler.


Eylül dizisinin çekimlerini anlatmış hem mizah yüklü hem de hüzünlü birçok trajikomik olay yaşamışlar. Ama "Hatırla Sevgili ve Ayda Aksel" tam kopmalık (yeni tabirle), komedinin zirvesi, bir an anlattıkları gözümde canlandı.


Bir bölümde: "O çocuk halimle de, bugün de hep aynı şeyi düşündüm. Bu kadar güzel bir adada iki toplum dünyanın pek çok yerindeki insanların asla hayal edemeyeceği bir hayat yaşamak varken nasıl olur da birbirleriyle savaşıp her şeyi mahveder? Bunun bugün bile cevabını veremem." demiş. Oysa cevap çok belli hele son günlerde tırmanan Doğu Akdeniz krizi ile, cevap hazır: "Rant" eğer küçük bir araştırma yaparsanız; Kıbrıs (Kıbrıs metali veya Kıbrıs bakırı anlamına gelen Latince aes Cyprium ya da kısaltılmış şekli ile Cuprum kelimelerinden geldiğidir.) adını aldığı bakır madeni dışında, altın da çıkarılmış, şu anda da denizlerindeki petrol ve doğal gaz rezervleriyle gündeme geliyor. Savaş için yeraltı kaynaklarından daha geçerli bir sebep var mı sizce?


Yine kitaptan uzun olan yorumu benim için keyif ve anı dolu kitaptan alıntılarla toparlayıp, bitirelim:


- Bizde çok fazla konuşursanız, "caz yapma" derler. Biraz metafizikten söz etseniz, "felsefe yapma" derler.

Biraz şiirden, sanattan konuşup güzel sözler söyleseniz, "edebiyat yapma" derler. (bu sözlerin hepsini ailemden değil ama değişik çevrelerden duydum)

Sanki inat gibi böyle bir yerde bunların hepsini birden yapmaya kalkışmıştım.

Hem de o yaşta.

- "Sahi zaman geçince ne olur? Büyürüz, mutlu mu oluruz?" Kış İkindisinin Evinde'den

- Bir yerde söylemiştim, yazarlık aslında yalan söyleme sanatıdır ve bir göz boyama oyunudur diye...

- İnsan, hayallerinin gerçek olmadığını anladığı zaman büyüyor galiba.

- Kitap okumanın çoğu kez gözde büyütülmesinin, kimilerine anlaşılmaz ya da sıkıcı gelmesinin bir nedeni de, edebiyatın bize Kaf Dağı'nın arkasında, ancak bazı insanlara özgü bir dünya gibi gelmesindendir.

- "Edebiyat olağanı olağanüstüye dönüştürür." Doğan Hızlan



Editör: Mehmet Keklikçi

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube