ARKADAŞIN SENİNLE BİRLİKTE OLMAK İSTİYOR

En son güncellendiği tarih: Nis 23



Bundan dokuz ya da on yıl önce bir asitli-gazlı içecek markası alışılmışın dışında reklamlar çekmeye başladı. İmaj hiçbir şeydir sloganıyla piyasaya girip ‘susadığınızda gazoz için’ şeklinde akıllara ziyan bir öneriyle hazırlanan reklamlar genel olarak seviliyordu. Global düşün, yerel uygula mottosunu da iyi kıvırıyorlardı ne yalan söyleyeyim; ünlüleri ve günlük hayattaki komik anları iyi yakalıyorlardı. Acımasız gerçekler konseptiyle yeni bir soluk getirdiler, yanlış hatırlamıyorsam beş-altı farklı versiyonu vardı, bir tanesi de tam bizim Türk geleneklerine göreydi.


Maden sodası ve şalgam suyu dışında bir şey içmeyen, taze sıkılmış meyve sularına bile “Çok şekerli, içim bulanıyor…” diye çamur atan biri olarak reklamlara bayılmıştım. Artık iletişim fakültesi mezunu olmaktan kaynaklanan algıda seçicilik mi dersiniz, hayatın içinden anlar mı bilmiyorum ama benim olayım, gerçeğe temas ettikleri halde ciddiye alınamayacak derece saçma olmalarıydı. Sonuçta hepimiz reklamların bizi gaza getirmek için çekildiğini biliyoruz. Birini bir şey içerken görünce susuzluk hissettiğimizi de.


İçeceğinden uzun yudumlar alan bir insanın “Ahhhh” diye mutluluk nidası savurmadığını, gayet anti estetik şekilde geğirdiğini de. Yine de merakla izlediğimiz macera filminin arasına girdiklerinde ya da favori dizimizi böldüklerinde gülmeden edemedik.

En sevdiğim analizse, hepimizin bir takım acımasız gerçeklerle yaşamış ve yaşıyor olduğumuzu anlatandı. Televizyonun üstündeki dantel örtüden uçağa bindiğimizde evimizi görmeye çalışmaya kadar. Unutmayan söyleyeyim, kızlar tuvaletinin önünde sevgilisinin çantasını tutarak bekleyen oğlanların sınavını ve çocukken güle oynaya söylediğimiz saykodelik şarkıları atlamak ayıp olur.


Reklamlar alıp yürüyünce devamı çekildi tabii. Aşkın insanı aptallaştırdığı, kızların çaresizliğin kokusunu aldığı reklamlara ek olarak en çok yayınlanan kadın-erkek arkadaşlığına dair olandı. Ve nasıl oldu bilmiyorum, bu reklam geçtiğimiz günlerde yine ekranlara düştü. Sosyal medyada paylaşıp “Bu reklam Türkiye’de yayınlamaz ki, keh keh keh…” diye gevrek gevrek gülen 2000 sonrası doğan arkadaşlara “Git kumda oyna liseli,” diyerek eteğimdeki taşları dökmeye başlıyorum.


Reklam, dış sesin bir kıza “Arkadaşın seninle birlikte olmak istiyor,” uyarısıyla başlıyor. Aslında “Arkadaşın seni becermek istiyor,” diyecek de ceza yemesin diye kibarlaştırmış. Şaşkın kızcağıza neden aslında arkadaş olmadıklarını anlatıyor ince ince. Dost görüntüsünün altında yatan sürüyle hormon var, zayıf anını bekliyor, yakınlaşmalar sana dokunmak için bahane, onun zaten arkadaşları var, hem de bacakları kıllı cinsten vs. vs. anlatıyor da anlatıyor. Bu arada ‘arkadaşımızın’ bakışını görüyoruz, deneme kabininden çıkan kızın ne giydiğine değil ne giymediğine bakan, pansuman yapmayı bacaklarını okşamak için fırsat sayan, aynı şişeyi paylaşmaları gerektiğinde kızın dudaklarının dokunduğu yerle aşk yaşayan ergenlikten yeni çıkmış bir sap. Reklamın sonunda da “İtirazı olan?” diye soruyordu dış ses. Ciddiye alacak değildik herhalde, güldük geçtik.

Ama alanlar oldu. Hem de ergenliğini çoktan geride bırakmış, evli, çocuklu, orta yaşlı, önemli konumlarda çalışan insanlar! “Çok doğru valla, ne de güzel demişler, yüzde yüz gerçek,” dediklerini duydukça ben de ciddiye almak zorunda kaldım. Hatta bazı arkadaşlarımla bu sebepten görüşmeyi kestim. Sosyal medya arkadaşlarından bahsetmiyorum, kanlı-canlı insan arkadaşlardan bahsediyorum. Şunu çok net söyleyeyim, “Kadın ve erkek arkadaş olamaz,” diyen insanlara karşı gardımı yüksek tutarım hep. Kadın ve erkek dost olamaz diyen erkek, bütün dişilere çocukluğumuz birlikte geçti, kardeşimin sevgilisi, aynı ortamda çalışıyoruz, o benim kuzenim demeden “Zorda kalırsam atlarım ben buna,” diye bakıyordur benim gözümde. Kadını insan olarak değil, delik olarak görüyordur. Takdir edersiniz ki o tarz bir sapığı evime sokmak istememem normal.


Lütfen “Ama Sigmund Freud der ki…” diye başlamayın. Oyuz yıl araştırma yapıp da ölürken hâlâ kadınların ne istediğini bilmeyen adamı otorite kabul etmiyorum. Ayrıca bazı konularda arkasında hiç yazılı kaynak bırakmadığını, bazılarında ise çok fena yanıldığını hepimiz biliyoruz. Kadınlarla erkekler arasında kötü sonuçlanan arkadaşlıkları ya da âşık olan çiftleri örnek verip “Bak, olmuyor işte,” de demeyin bana. Kadın/erkek dostluğunun sık görülen bir şey olduğunu iddia etmiyorum burada, iki

taraf da yeterli olgunluk seviyesindeyse, gayet mümkündür diyorum. Siz bana arkadaşken sevgili olan çiftleri örnek verecekseniz, ben de ayrıldıktan sonra dost kalanları anlatmaya başlarım. Sizin zihniyetiniz dar diye herkes öyle olmak zorunda mı? En azından birkaç kıstas koyun, “Aralarında belli bir yaş farkı, uzaktan akrabalık bağı, aile dostluğu, statü uçurumu olan kadın ve erkekler dost olabilir, diğerleri olamaz,” deyin. Aksi durumda tüm dişilere ‘yoklukta gideri var’ diyen seviyesiz hatta en yakın arkadaşının eşine bile yan gözle bakan namussuz durumuna düşüyorsunuz. Hayır efendim, eşinin erkeklerle arkadaşlık etmesinden rahatsız olmayan adam değil, bizzat kadınlara o gözle bakan siz ‘gavat’sınız, hatta önde gideni, bayrak sallayanısınız. Televizyon dizilerinde zorla birlikte olduğu kadını eve kapatan adamlar, kitaplarda henüz doğmamış bebeğin cinsiyetinin belirlenmesinden kıskançlık krizi yaratan adamlar yüceltilse de popüler olmaları doğru olduğu anlamına gelmiyor. Karşınıza çıkan her kadınla dost olmak zorunda değilsiniz. Nasıl her erkekle arkadaş olmuyorsanız, her kadınla da arkadaş olamazsınız doğal olarak. Dostluk için paralel dünya görüşleri, ortak ilgiler, toplumun benzer sosyal tabakalarında bulunmak gibi faktörler gerekir. Kısacası biriyle yakınlaşabilmek için iletişim biliminde ortak tecrübe alanı dediğimiz yerde olmalısınız. Üç yaşındaki çocuğunuza ameliyat olacağınızı teknik ayrıntıları vererek açıklamak ya da anadilinden başka dil bilmeyen biriyle Fransızca konuşmak ne kadar saçmaysa, aranızda dağlar kadar fark olan insanla arkadaş olmaya çalışmak da o kadar saçmadır. İnsan saygıyı hak eder, o yüzden karşınızdaki kim olursa olsun sınırı korumanız gerekir, ama arkadaş olmanızı engelleyen cinsiyetleriniz değil, aranızdaki az önce söylediğim dağlar kadar farktır.


‘Kadın ve erkek dost olamaz’cıların bir argümanı da kadınların erkeklerle her şeyi konuşamayacağı. Affedersiniz ama siz aynı cinsiyetten arkadaşlarınızla her şeyi konuşuyor musunuz? Mahremiyet denen bir kavram var, hiç duydunuz mu? Kadınlar, kadın arkadaşlarına da her şeylerini anlatmıyorlar, erkeklere niye söylesinler? Zaten, bazı yaşanmışlıklar, karşınızdaki kişiyi doğrudan etkilemiyorsa anlatılmamalıdır. Sır küpü olmaktan bahsetmiyorum, gereksiz gevezeliklerden bahsediyorum. Mesela bir kadın, diğer kadın arkadaşlarına neden regl döngüsünü anlatır? Çünkü diğerleri de aynı şeyleri yaşadığından sıkıntılar paylaşılır, çözüm önerileri alınır. Ama erkek arkadaşınıza ne kadar yakın da olsa anlatmazsınız, ayıp olduğu için değil, jinekolog değilse ne yaşadığınızı anlayamayacağı içindir. Aile sorunlarınız için tavsiye istiyorsanız bunun cinsiyetle alakası yoktur. Hatta karşı cinsten birine anlatmak daha iyi bile olabilir, çünkü uzaktan bakacak ve farklı bir bakış açısı getirecektir. Ama karşı cinsten arkadaşınıza cinsel maceralarınızı anlatmanız beklenmez. Bu, rahatlık, samimiyet, yakınlık değil, bildiğiniz hadsizliktir. Arkadaşlık kurmak için mahremiyetinizden vazgeçmeniz değil, fedakarlığı, koşulsuz sevgiyi, paylaşmayı benimsemeniz gerekir. Bunların da altını çize çize tekrar söylüyorum, cinsiyetle alakası yoktur.


Demem o ki, arkadaşlarınızı kimlerden seçeceğiniz sadece ve sadece sizin bileceğiniz iştir. Zorunda olduğunuz nokta, saygı sınırını korumak ve nefes alan her kadını fırsatını yakalarsanız pek kıymetli aletinizi sokup becerebileceğiniz delikler olarak görmekten vazgeçmektir. Kadınların evrendeki yeri sizin tatmininiz değil. Kadınlar ve erkekler hayat mücadelesinde birbirinin yoldaşıdır, öyle olmaları tüm insanlığın hayrınadır. O yüzden bu şekilde görmeyi başaramıyorsanız bile, en azından kamuya açık yerlerde ağzınızdan çıkan sözlere dikkat edin, yoz fikirlerinizi kendinize saklayın. Sonra ağlıyorsunuz kadınlar hiçbir şeyi beğenmiyor diye. Haydi kardeşim, gidin evrimleşin de gelin.



Editör: Burçin Kahraman

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube