AMOK KOŞUCUSU

En son güncellendiği tarih: May 9



Yazar Adı : STEFAN ZWEİG

Kitap Adı : AMOK KOŞUCUSU

Çeviri : TAHİR SAMİ EREN

Yayınevi : VENEDİK

Basım Yılı : 2018

Türü : ÖYKÜ

Sayfa Sayısı : 83

* Bir Zweig kitabı daha okundu. Bu seferki "Amok Koşucusu", okuduğum 6. Zweig kitabı. Zweig, kısacık öykülere sonsuz duygular ve koskoca bir yaşam sığdırmayı başaran bir yazar. Stefan Zweig, ‘'Amok Koşucusu’' adlı uzun öyküsünü 1922'de yayımlamış. Öykü adını, Uzakdoğu'da bir tür cinnet halini tarif etmek için kullanılan "amok" tabirinden alır. Amok, Avupa’da bilinen illetli bir hastalıktır. Kişinin önüne çıkan her şeyi bir anda yok edebilme gücüne sahip olan bir hastalık. “Amok” koşucusu kafasına taktığı şeyin peşinden vazgeçmeden gider. Amok (gözü kara, hiddetle saldıran ve öldüren) Güneydoğu Asya bölgesinde ve bu bölge kültüründe "cinnet" halini ifade etmek için kullanılan bir tanımdır. Amok Koşucusu; Malezya ve Hindistan gibi ülkelerde görülen bir tür aklını yitirme, cinnet geçirme, gözünü karartma ,hiddetle saldırma ve ansızın önüne gelen herkesi öldürüp yok etme anlamına gelen bir tanım. Kişinin, ruhsal bir bunalımı takip ederek şiddetli öldürme arzusu şeklinde beliren bir hastalık, bir buhran hali.

* Kitapları çok okunan Zweig'in hayatı biliniyor mu? Kısaca bir göz atalım ( 👀🕵️‍♀️): 1881'de Viyana'da doğdu. Avrupa'da iyi bir eğitim gördü. Savaş sonrasında ilk evliliğini yaptı. 1. Dünya Savaşında İsviçre'de ikamet etti. 1934'te Nazi baskısı nedeniyle ülkesini terk etti. 1939'da ikinci evliliğini yaptı. Sonra New York'a, ardından Brezilya'ya gitti ve buraya yerleşti. 1942'de intihar etti. Çeşitli sebepler söylense de asıl sebep hiç bilinmedi. Geriye onlarca eser bırakmıştır.

* Kitabın tanıtımından : Stefan Zweig’ın en önemli eserleri arasında yer alan Amok Koşucusu; psikolojik analizleri, gerilimli karakterleri ve atmosferiyle yazarın eserlerinde ve hayatında önemli bir yere sahip olan ölüm ve intihar kavramlarına odaklanır.

* Kitabın başında hiçbir şey anlayamazken ve “Bunu nasıl bağlayacak acaba?” düşüncesiyle merakla devam ederken kendini birden olayın içinde bulmak… Bir solukta okunan, zamanı elinizden alıp sizi hikayenin kahramanı yapan ya da onu dinleyen kişi olarak sizi olay kurgusuna dahil eden bir anlatım içeriyor. Sizde kahramanlarla birlikte, her gece güvertede buluşup onları dinliyor ve sohbet sırasında olayları öğrenirken onlarla birlikte yaşıyorsunuz. Bir an doktoru haklı buluyor, bir an kızıyorsunuz. Hikayenin akışına göre duygularınızda dalgalanıyor.

* Bana ilginç gelen şeyler: artık öğrendik Zweig, Sigmund Freud hayranı, psikolojiye meraklı ve bu konuda çok iyi. Bir kadının duygularını, düşüncelerini bir erkek olarak çok güzel anlatıyor. Genel olarak psikolojik analizleri süper. Ama bu kitapta anlatılan yer, hastalık, yerel halk, yerel halka beyazların bakışı gibi konuları Güneydoğu Asya'yı sanki orada bulunmuş ve yaşamış gibi birinci ağızdan çok güzel anlatmış. Ama kendi yaşantısında oralara gitmemiş, görmemiş ( şok ). Bazı yerler insanı şüpheye düşürüyor. Yerel halkı tanımlarken sanki ırkçı gibi aşağılama içeren tanımlamalar, tasvirler var. Bu kitabına kadar böyle bir şey hissetmemiştim Zweig kitapları okurken ama "Amok Koşucusu"nda bir acaba oluştu.

* Zweig kitapları okumaya devam… Bu kadar kişi boşuna okumuyor. Yazılmalarının üzerinden 100 seneye yakın süre geçtiği halde hala okunuyorlar ve güncelliklerinden bir şey kaybetmiyorlar. Bu kitapla birlikte bende "amok" oldum ( siyah gözlük ) . Ölene kadar koşarak Zweig kitapları okumaya devam ( koşan adam ).

* Gelelim kitaptan alıntılara :

+ Yeraltından yeryüzüne çıkınca dalgaların üzerinde karadan bize doğru tatlı tatlı esen güney rüzgarını amber gibi içime çektim.

+ O berbat ülkede insanın tek mutluluğu buydu, zihninize kazıdığınız bir avuç bilgiyle, bir insan hayatının devam etmesini sağlamak ilahi bir mutluluktu adeta.

+ İnsan her şeyini kaybederse, elindeki son şeyi kaybetmemek için umarsızca mücadele eder, benim elimdeki son şey de o kadından kalanlardı. Onun sırrıydı.

+ “Güvenin şartı samimiyettir,kayıtsız şartsız samimiyet…”

+ “Belirli bir amaç için yaşanmayan bütün hayatlar bir yanılsamadır.”


Editör: Burçin KAHRAMAN

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube