Amerikan Sinemasında Irkçılık Karşıtı Filmler Seçkisi



Tarih boyunca ırkçılık olaylarıyla gündeme gelen Amerika, bugünlerde George Floyd'un polis tarafından öldürülmesiyle başlayan protestolarla uğraşıyor. Irkçılık karşıtı gösteriler Başkan Trump’ın açıklamaları ile neredeyse iç savaşa dönüşecek gösterileri daha da alevlendirerek göstericileri Beyaz Saray’ın kapılarına kadar dayandırdı. Pandemi kuralları dahi zaten işsizlikten ve kötü yönetimden bunalmış Amerikalıları bu vahim olay karşısında kolay kolay durduramayacak gibi görünüyor. Bu arada ufak bir not düşmek istiyorum. Olaylar sırasındaki Amerikan caddelerini sokaklarını gördüğüm zaman içimden “Joker filmi gerçek oldu” demekten kendimi alamadım.


Amerikan tarihinde kızılderililerden sonra zencilere karşı güdülen ırkçı tutumlar Abraham Lincoln ’ün köleliği kaldırmasından sonra bile hız kesmemiş, hatta bazen katliamlara sebep olmuş. Zencilere sinemadan otobüse hatta tuvalete kadar iliklerine kadar dikte edilen ırkçılık, zaman içinde azalsa da yıllar içinde soğumayan bir volkan gibi patlak vermeye devam ediyor.


Hal böyle olunca Hollywood tarihinde birçok ırkçılık karşıtı filmle karşılaşıyoruz. Ben de bu ay konuyu biraz anlayabilmemiz açısından ufak bir seçki yapmak istedim. Daha önceden izlemiş de olsanız son dönemdeki olayların ışığında tekrar izlediğinizde daha önce dikkat etmediğiniz ayrıntılar yakalayacağınıza neredeyse eminim.


Gelelim filmlere; en sevdiğim filmden başlamak gerekirse:


1.Malcolm X


1992 yapımı bu film izlediğim dönemde yalnız konusu ile değil Denzel Washington’un oyunculuğu ile de beni çok etkileyen bir filmdi. Kitleleri harekete geçiren lider vasfının tam karşılığı bir rolde etkileyici bir performans sergileyerek sizi derinden sarsacaktır.


Konusu ise şöyle:


Malcolm, dönemindeki birçok siyahi vatandaş gibi oldukça zorlu ve acı dolu bir hayat geçirir. Bu olumsuz şartlar onu yaşayabilmek için küçük hırsızlıklar yapan birine dönüşmeye zorlar. Suçlarından dolayı hapishaneye gönderildiğinde ise bambaşka bir kimlik edinmeye başlar. Burada dahil olduğu ilginç toplulukta


dinin de yardımıyla gerçek kimliğini bulur. Vakti gelip dışarı çıktığında ise bambaşka biri olmuştur. Artık kendilerini suçlu olmaya zorlayan genel zihniyete karşı başkaldırma zamanıdır.


Malcolm X Afro-Amerikan dünyasında önemli , yaşamı merak edilecek biyografisi okunacak bir lider, ayrıca kitabını da okumanızı tavsiye ederim.


2.Missisippi Yanıyor


1988 yapımı bu film gösterildiği dönemde çok ses getirmişti. Oscar ve Altınüre adaylığı yanı sıra 2 BAFTA’sı bir de Altın Ayı2sı bulunan film gerçek bir olaydan esinleniyor.


Amerika’nın güney eyaleti Missisipi ırkçı geçmişi ile bilinir. Öyle ki 60’lı yıllarda bir zenci için yaşam bu eyalette hiç de kolay değildir. Bunu değiştirmek için çalışan 3 insan hakları eylemcisinin ortadan kaybolması sonucu iki FBI ajanı olayları araştırmak için bölgeye gelir. Kendisi de bir Güneyli olan tecrübeli ajan Anderson, eyalettekilerle nasıl iletişim kurulacağını gayet iyi bilmekte ve soruşturmayı kendine has yöntemlerle yürütür. Genç Ajan Ward ise fazla idealisttir ve delilleri ince eleyip sık dokumaktadır. İki ajanın yanısıra valiyi, şerifin bürosunu, Ku Klux Klan’ı ve göründüğünden daha fazlasını barındıran olayların perde arkasını görmek kolay olmayacaktır.


3.Geçmişin Gölgesinde/ American History X


Bir aile içinde gelişen ve sonunda aynı aileyi parçalayan ırkçılık hakkında bir film izleyecek Edward Norton'ın dudak ısırtan performansına hayran kalacaksınız. Çok konusunu açmadan anlatmak gerekirse zenciler tarafından öldürülen babasının intikamını almaya çalışan bir Neo-Nazi’nin hapisten çıktıktan sonra tamamen değişen bir role bürünerek adeta kişilik değişimine uğraması ve kardeşini de bu yoldan döndürmeye çalışmasını anlatan filmde Norton’un taban tabana zıt karakterleri aynı filmde icra etmesi takdire şayandır.


1998 yapımı bu film kısa sürede sinema tarihinin efsaneleri arasına girmiş ancak eleştirmenler tarafından bazı sahneler fazla acımasız ve gereksiz bulunduğundan Oscar alamamıştır.


4.Bülbülü Öldürmek


Artık kitaptan uyarlanan filmleri sevdiğimi biliyorsunuz. Bu film de Harper Lee'nin 1960'ta ilk yazdığı, Pulitzer ödüllü aynı adlı çok satan otobiyografik romanından uyarlanmıştır. Burada bir parantez açacak olursak


Lee bu kitaptan 55 yıl sonra devam niteliğinde “Tespih ağacının gölgesinde” kitabını yazmış ve hemen ardından Şubat 2016’da vefat etmiştir. Senaryosunu Horton Foote'un uyarlayıp yazdığı 1962 yapımı filmi Robert Mulligan yönetmiş, önemli rollerinde Gregory Peck, John Megna ve Frank Overton oynamışlardır. Müzikleri Elmer Bernstein'e ait olan filmin yapımcısı Alan J. Pakula'dır. Film özgün müziği ile Altın Küre ödülü kazanmıştı. Büyük Ekonomik Buhran yılları olan 1930'larda ABD'nin güney eyaletlerinden Alabama'da, ırza geçme suçundan tutuklu siyah bir adamın savunmasını üstlenen, onu savunurken de önyargılı ve hoşgörüsüz kasaba halkına karşı duran ilkeli ve cesur bir avukatın öyküsünün anlatıldığı bu siyah beyaz film uyarlandığı roman kadar ses getirmişti. Film sekiz dalda birden aday gösterildiği Akademi Ödülleri'nden "en iyi erkek oyuncu", "en iyi sanat yönetimi" ve "en iyi uyarlama senaryo" dallarında olmak üzere üçünü kazanmıştı. Ayrıca Cannes Film Festivali'nde Robert Mulligan'a "Gary Cooper Ödülü" verilmişti.


5.Duyguların Rengi


Yine kitaptan uyarlama bir film olan Duyguların Rengi, Kathryn Stockett'in romanı ile aynı adı taşıyan ile Tate Taylor'un yazıp yönettiği 2011 yapımı dram komedi, biyografik ve siyasi bir film.


Yine ırkçılığın yoğun olduğu Missisipi de geçen filmde, ”beyaz” kadınların çocuklarını büyüten “zenci” kadınların yaşadıkları zorluklar 60’lı yılların sahneleri ile çarpıcı derecede güçlü oyunculuklar ile anlatılıyor. Sıkılmadan izleyebileceğiniz, dönemi anlayabileceğiniz filmin bana göre en çarpıcı cümlesi şöyle:


- “Küçükken bizi seviyorlar büyüyünce annelerine benziyorlar”


6.Yeşil Rehber


Irkçılık üzerine günümüze en yakın filmlerden biri olan Yeşil Rehber adını gerçek bir hikâyeden ve gerçek bir kitaptan alıyor. 1937-1962 yılları arasında yayınlanan, arada güncellenen Zenci Şoförler için Amerika’da Güvenli Seyahat Rehberi kitabının yazarının soyadı Green olduğu ve kapağı da yeşil olduğu için Yeşil Rehber olarak anılmaktadır. Film boyunca kullanılan bu rehber dönemi yansıtan en somut tarihi materyallerden biri.


Bir İtalyan Amerikan mahallesinde yaşayan, Afrika kökenli ünlü bir piyanistin, turne için tuttuğu şoför ile yolculuğunu anlatan film 2019 yılında başta en iyi


film Oscar’ı olmak üzere birçok ödül aldı. İçinde müzik olmasına rağmen müzikle öne çıkmayan film hem dönem hem bir yol hikâyesi olma özelliği ile keyifli bir seyir sağlıyor. Sadece iki karakter arasındaki çatışmada geçen repliklerle bile zaten ödül alırdı diyorum


Dünyanın zor günler geçirdiği bir dönemde ırkçılık gibi orta çağ kavramlarının halen hortlak gibi önümüze çıkması gerçekten üzücü ve şaşırtıcı. İnsanlığın ciddi bir dönemece geldiği tartışılmaz. Milletlerden, ırklardan, dinden bağımsız olarak insanlığın artık geçmişten ders alması, yaşanası bir geleceğe evrilmesi için çaba göstermesi gerek.


Dijital çağda hala insan haklarını tartışmamak, barışçıl, çevreci ve sağlıklı bir gelecek kurabilecek sağduyulu nesiller yetiştirebilmek dileğiyle.


İyi seyirler.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube