AMERİKAN RÜYASI MI? AMERİKAN KÂBUSU MU?




Amerika’da yaşamak, özellikle genç nüfus başta olmak üzere birçok kişinin hayalidir. Öğretmenlik yaptığım yıllarda Amerika’ya gidebilme arzusu içinde olan birçok öğrenci tanıdım. Ülkeme geldiğim dönemlerde, Amerika’da yaşadığım konusu açılınca çok şanslı olduğumu söyleyen, Amerika’nın yaşamak için mükemmel bir yer olduğunu düşünen insanlarla karşılaştım birçok kez. Peki gerçekten öyle mi? Bu yazımda, yaklaşık üç yıldır Teksas eyaletinde yaşayan biri olarak Amerika’da yaşamanın kazançlarından ve yitimlerinden söz edeceğim. Ayrıca sosyal, kültürel ve tarihsel açılardan Türkiye ile kıyaslamalarda bulunacağım.


İlk olarak yazıma başlamadan önce belirtmek isterim ki, burada anlatacaklarım Amerika’da yaşamak ile ilgilidir; Amerika’ya belli bir süreliğine iş, eğitim amaçlı veya gezgin olarak gitmekle ilgili değildir. Takdir edersiniz ki bunlar aynı şeyler değil. Seyahat etmek, gezmek, yeni yerler görmek istiyorsanız dünyanın neresine giderseniz gidin muhteşem yerler görebilirsiniz. Ancak söz konusu farklı bir ülkede yaşamak ise burada dikkat edilmesi gereken önemli hususlar vardır. Gideceğiniz yer Amerika Birleşik Devletleri olsa bile…


Başka bir ülkede yaşamak deyince akla ilk gelen sıkıntı dil sorunudur. Aslında dilin sorun olması kişinin hedefleri ve isteklerinden kaynaklanmaktadır. Örneğin Amerika’ya gelip burada rahat koşullarda iyi para kazanabileceği bir iş istiyorsa kişi, dil becerisi çok iyi olmalıdır. Hiç dil bilmeseniz dahi bu sizin Amerika’da yaşayamayacağınız anlamına gelmez. İnsanlarla iletişim ve etkileşim gerektirmeyen işler bulabilirsiniz fakat bu işlerde genelde fizik gücüne dayalı, zor ve düşük ücretli işlerdir. Farklı bir ülkede yaşamaya başladığınız ilk günler çok zor geçebilir ama zamanla hedef dili öğrenmeye başladıkça yaşamınız da doğru orantılı olarak rahatlayacaktır.


Amerika ve Türkiye birey-toplum bazında sosyal açıdan bakıldığında birbirinden çok farklı iki ülke. Biz Türkler sosyal bağları güçlü bir milletiz. Bizim kültürümüzde aile, akraba, komşuluk ve arkadaşlık ilişkileri çok kuvvetlidir. Öte yandan bu durum Amerika’da tam tersi. Amerikalılar ikili ilişkilerde birbirlerinden çok uzak, daha yalnız ve yalıtılmış bir yaşam yaşamaktadırlar. Markete veya herhangi bir alışveriş merkezine gittiğiniz zaman hiç tanımadığınız insanlar size gülümseyerek ‘Hi!’(Merhaba) diyebilir ve bunu duyduğunuzda, “Ne güzel! Amerika’da insanlar birbirine selâm veriyor,” diye başlayıp kendimizle kıyaslamaya ve eleştirmeye başlarız. Ancak benim gördüğüm şu ki, dışarıda insanların birbirine gülümseyerek selâm vermesi özünde sosyal ilişkilerinin bütününü oluşturuyor. Yani bütün ilişki bundan ibaret. Oysa bizim kültürümüzde sürekli bizi koruyup kollayan ailemiz ve akrabalarımız, misafirliğe gittiğimiz komşularımız, sırlarımızı paylaştığımız dostlarımız var. Amerika’da misafirliğe gitme kültürü yok örneğin. Aile ilişkileri de bizdeki gibi değil. Belli bir yaşa gelen çocuk, kendisi çalışmaya başlar ve aile onun giderlerini üstlenmek zorunda değildir. Çevremizdeki diğer insanlarla olan ilişkilerimize bakalım; mahalle bakkalımızla olan ilişkimizi göz önüne alalım. Bir şey alıp ‘Abi deftere yaz.’ diyebiliyoruz ama Amerika’da böyle bir şey yok. Bizdeki veresiye defteri geleneğini Amerikalı birkaç kişiye anlatınca çok şaşırmışlardı. ‘Peki ya müşteri parayı ödemezse, sonuçta bir kontrat yok?’ diye sormuştu siyahi bir vatandaş. Aslında bu soru bizim millet olarak ne denli güçlü sosyal bağlarımızın olduğunun göstergesidir. Amerika’da ise bir restorana girdiğinde önce parasını öder sonra yemeğini yersin ama bizde önce yemek yersin sonra parasını ödersin. Ne yazık ki popüler kültürün üzücü bir sonucu olarak ülkemizde de bu düzen birçok yerde uygulanmaktadır. Sosyal ilişkiler bazında ele aldığımız zaman bir Türk’ün


Amerika’da zorluk çekmesi kaçınılmazdır. Gezi için gittiğiniz birkaç hafta belki bunlar size pek sorun olarak gelmeyebilir ama yaşamak söz konusu olunca bu konuyu göz ardı etmemek gerekir.


Şüphesiz Amerika bugün dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahip. Bu da Amerika’da yaşamayı çekici duruma getiren belki de en önemli neden. Eğer iyi gelir getiren bir işiniz varsa Amerika’da yaşamak çok keyifli gelebilir ama markette, inşaatta, fabrikada işçi olarak çalışıyorsanız, yani genel olarak işçi sınıfı iseniz Amerika’da yaşamanın çok da keyifli olmadığını ayırt etmeye başlıyorsunuz. Burada işçi sınıfındaki insanlar tam süreli işin yanı sıra bir de yarı süreli işte çalışıp geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Çünkü eyalet vergileri, federal vergiler, sosyal güvenlik için kesilen vergiler, sağlık, araba, ev sigortası ücretleri, kira ve faturalar halkın belini bükmekte. Amerika’da her eyaletin ve her şehrin vergi oranları farklıdır. Örneğin Dallas’ta yaşayan birinin ödediği vergi ile Houston’da yaşayanın bir değil ve eyalet olarak Teksas, vergi oranı en düşük olan eyaletlerden biri. Kaldı ki New York, Florida, Kaliforniya gibi yerlerde yaşamak daha da zor. Bu noktada Amerika’da yaşamak isteyen birinin Teksas’ı seçmesi daha isabetli olacaktır. Elbette bunu işçi sınıfını göz önüne alarak söylüyorum, sonuçta zenginseniz her yerde yaşayabilirsiniz.


Sağlık açısından Amerika’yı değerlendirecek olursak hem güzel bir artısı hem de kötü bir eksisi var. Dilerseniz artısı ile başlayalım. Amerika’da doktora gittiğinizde doktor sizinle selâmlaşır, önce kısa bir sohbet eder, sonra şikayetinizi dinler ve daha sonrasında ise tedavi süreci hakkında size ayrıntılı bir bilgi verir. Ne yazık ki üzülerek söylemem gerekecek ki Türkiye’de böyle bir söylemle yaklaşan bir tek doktor görmedim şu âna dek. Eksisine gelecek olursak Amerika’da sağlık hizmetleri çok pahalı. Çünkü sigorta şirketleri sigortanızın hepsini değil yalnızca bir bölümünü karşılıyor ve göz sigortası, diş sigortası ve genel sigorta olarak üçe ayrılıyor. Yüksek kesintilerden dolayı birçok insan göz ve diş sigortası yaptırmıyor. Örneğin masrafların yüzde ellisini karşılayan bir sigortanız varsa 1500 dolarlık bir masrafın 750 dolarını karşılar ama bundan önce de ‘Deductible’ (Düşülebilir) denilen bir ödeme sınırı var. Bu sınır sizin bu yüzde elli haktan yararlanabilmeniz için ödemeniz gereken orandır. Örneğin sınır 1000 dolar olsun. 1500 dolarlık hastane masrafının ilk 1000 dolarını siz ödedikten sonra kalan 500 doların 250 dolarını yine siz, diğer yarısını da sigorta karşılıyor. Bu konu daha sonra tek başına ele alınması gereken önemli başlıklardan biri. Belki de Amerika’nın aşması gereken en önemli sorun.


Tarih konusu üzerinden iki ülkeyi ele alırsak, Amerika yeni keşfedilmiş bir kıta olması nedeniyle Türkiye’deki gibi binlerce yıllık ayakta kalabilen ve hâlâ keşfedilmeyi bekleyen yapılarla karşılaşmak çok zor. Tarihi anlamda görebileceğiniz tek şey müzelerde sergilenen dinozor kalıntıları olacaktır. Tarih konusunda ülkemizin sahip olduğu yapılar, anıtlar, tapınaklar, heykeller ve diğer kalıntıları başka bir yerde görmek neredeyse olanaksızdır.


Peki Amerika’da yaşamaya başlayan bir kişi ne yiyecek? Yanıtı kolay; hamburger ve patates kızartması. Amerika’da obezitenin en önemli nedenlerinden biri budur. Güzel olan şey ise farklı ülkelerden ve kültürlerden insanların olmasından dolayı farklı ülke mutfaklarından birçok restoranın olması. İki ülke mutfağını kıyaslamak çok doğru olmaz diye düşünüyorum çünkü Türkiye’de 81 ilin hangisine giderseniz gidin oraya özgü bir yemek kültürünü görürsünüz.


Son olarak söz etmeden geçmek istemediğim ve ayrıca benim de çok hoşuma giden nokta, Amerika’daki trafik kültürüdür. Özellikle sürücülerin yayalara saygı duyması, seyir


hâlindeyken takip mesafelerinin hep korunması, arabadaki her kişinin emniyet kemerini takması bizim de örnek almamız gereken davranışlardan. Ancak üzücüdür ki ülke olarak bu konuda çok çaba göstermemiz gerekiyor.


Özetlemem gerekirse Amerika’da yaşama konusuyla ilgili çok fazla kulaktan dolma bilgiye sahibiz ve kendimizi acımasızca ama bazen de haklı olarak yermelerimiz, bizi Amerika rüyası kurmaya yönlendiriyor olabilir. Benim naçizane önerim Amerika’da veya başka bir ülke de yaşamak isteyen birinin orayı çok iyi araştırması gerekir. Şu da bilinmelidir ki en iyi öğrenme deneyimlemedir. Eğer Amerika’da yaşama hayaliniz ve olanağınız varsa bunu en iyi deneyimleyerek öğrenmek doğru olacaktır.


Editör: Tolga Ziyagil

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube