AKDENİZ’İN İNCİSİ 1. BÖLÜM


İleride “2020 senesi Ramazan Bayramı’ nda neredeydik?” diye sorulacak olsa muhtemelen hepimiz aynı cevabı vereceğiz. “EVDE!”


Bayram tatilini evlerimizde karantinada geçirirken artık yaz mevsimi de eli kulağındayken “Ah, şimdi şurada olsaydık ahh, burada olsaydık.” diye iç geçirmedik, hayaller kurmadık istemsizce otel veya tatil beldesi bakmadık desek yalan olur. Şimdi gidemiyor olabiliriz. Ama yakındır kurduğumuz hayallere kavuşacağımız günler. O zaman haydi gelin şimdi beş yıldızlı otel başkenti, balayı rotalarının vazgeçilmezi, Akdeniz’in sıcak şehri Antalya’da neler yapabiliriz bir göz atalım.


Tıpkı kıskanıyor olduğum şehir Muğla gibi Antalya’nın da Olimpos, Kaş, Kemer, Side, Alanya, Belek gibi çok popüler tatil beldelerine sahip olmasından ötürü defalarca gelinip gezilmesi gerebilir. Ben tecrübe ettiğim kısımları aktaracağım. Siz de tatil sürenize ve en çok görmek istediğiniz yere göre elemeler yaparak tatilinizi planlayabilirsiniz.


Antalya merkezi konaklama merkeziniz olarak kabul edersek bu seyahatte en çok ihtiyacınız olacak şey, aracınız. Dilerseniz 600 km.lik İzmir-Antalya karayolunu kullanıp kendi aracınızla ya da havayolu ile ulaşımı sağlayıp oradan kiralayacağınız araç ile bu seyahati gerçekleştirebilirsiniz.




📌 Kaleiçi:

Antalya’nın merkezinde rengârenk tarihi evleri, dar sokakları, butikleri, hediyelik eşya dükkânları, kafe ve restoranları ile İzmir’in Alaçatı atmosferini yaşayabileceğiniz yerdir. Denize komşu olan Kaleiçi’nde bir diğer adı “Üç Kapılar” da olan ve 130 yılında Roma imparatoru Hadrianus’un Antalya’yı ziyareti sırasında ona ithafen yapılmış Hadrian Kapısı'ndan başlayarak dar sokaklarında kaybolmak, bol bol foto çekmek, mimariye hayran olmak ve yorulduğunuzda beğendiğiniz bir mekânda kahve molası vermek yapılabilecek en güzel şeyler arasında. Yine Kaleiçi sokaklarını gezerken Kesik Minare’yi, 13.yy’a ait ilk İslam yapılarından biri olan Yivli Minare Camii’sini de görebilirsiniz. Şehrin göbeğinde kendine hayran bırakan deniz manzaralı yeşil ve mavinin birleştiği Karaalioğlu Parkı da yine nefes alınacak noktalardan bir tanesi. Parkın içinde 2. yy da deniz feneri olarak ve körfeze gelen gemileri gözetlemek amacıyla kullanılan silindir biçimindeki Hıdırlık Kulesi’ni de görmek mümkün.




📌 Köprülü Kanyon:

Antalya’nın kavurucu sıcaklarına inat sıcaklığı 9 ila 12 derece arasında değişen buz gibi sularda serinleyebileceğiniz, rafting, zipline, jeep safari gibi extreme sporları yapabileceğiniz doğa ile iç içe muhteşem bir milli parktır. İsmini ise Köprüçay ırmağı üzerinde bulunan ve Roma döneminde inşa edilmiş tarihi köprüden alır. Bence eğer gidilen mevsim el verirse Köprülü Kanyon’un olmazsa olmaz aktivitesi raftingtir. Yerli ve özellikle yabancı turistler tarafından oldukça ilgi gören aktivite 4-5 saat kadar sürdüğü için eğer vaktiniz varsa tavsiye edebileceğim bir etkinliktir.
















📌 Aspendos Antik Kenti:

Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi farklı kültürlere ev sahipliği yapmış Antalya antik kentler bakımından da oldukça zengin bir şehir. Perge, Side, Aspendos, Termessos gibi pek çok antik kent bulunan şehirde biz Aspendos antik kentine gitmeyi tercih etmiştik. Serik yolu üzerinde bulunan antik kent Antalya şehir merkezinden 50 dk. gibi bir uzaklıkta yer alıyor. Antik kente giriş ücreti kişi başı 35 lira. Müzekartı olanlara ücretsiz. 12.000 kişilik amfi tiyatrosu ile meşhur Aspendos antik tiyatrosunun dünyanın en iyi akustiğine sahip tiyatrosu olduğunu da söylemeden geçmeyelim.

Tiyatronun söylenegelen hikâyesi ise şöyle; Aspendos kralı evlilik çağına gelmiş güzeller güzeli kızını evlendirmeye karar vermiş. Kralın güzel kızı ile evlenmek isteyen kentin genç delikanlıları adeta birbirleriyle yarışırmış. Kral ise kızını akıllı yiğit bir delikanlı ile evlendirmek istermiş. Bu yüzden bir yarışma düzenlemeye karar vermiş. Yarışmanın da tek şartı Aspendos için en yararlı işi yapmakmış. Ülkenin dört bir yanına haber salınmış. Kralın kızına âşık, onunla evlenmek isteyen gençler başlamışlar hünerlerini sergilemeye. Besteciler en güzel şarkılarını söylemiş, heykeltıraşlar en güzel heykellerini yapmış, bahçıvanlar en güzel peyzaj örneklerini sergilemiş, mimarlar köprüler çeşmeler yapmış. Yarışmanın sonuçlanacağını gün gelmiş çatmış ve kral herkesin eserini incelemiş ve sonunda bir su kemerinin önünde gelip durmuş. Şehre su getiren ve şehre verimli topraklar imkânı sunan bu kemeri en yararlı iş olarak kabul etmek üzereyken kralın kızı, babasının son bir yapıyı daha incelemesini istemiş. Çünkü kızcağız o yapıyı yapan genci görüp zaten âşık olmuşmuş. Yarışmayı da onun kazanmasını istiyormuş. Kızını kırmak istemeyen kral bahsedilen yapı olan tiyatroya gelip incelemiş lakin aklı hâlâ su kemerindeymiş. Bu sırada tiyatroyu yapan genç de bir köşede “Kral kızını bana verecek.” diye fısıldıyormuş. Bu fısıltı ise tiyatronun en üst basamağında bulunan kral tarafından duyulabiliyormuş. Bu duruma çok şaşıran kral genç delikanlının akustiği nasıl sağladığını anlayamasa da durumdan çok etkilenmiş ve kızını bu gençle evlendireceğini ilan etmiş. Küçük bir fısıltı genç delikanlıya büyük bir hazine olarak geri dönmüş.☺



📌 Kurşunlu Şelalesi ve Tabiat Parkı:

Antalya merkezden 30 dakikalık bir sürüş ile ulaşabileceğiniz Kurşunlu Şelalesi serinlemek ve doğanın tadını çıkarmak için biçilmiş kaftan. Tabiat parkının içinde 18 metre yükseklikten dökülen bir büyük şelale ve onun bağlandığı daha küçük şelaleler mevcut. Burada yaptığımız ve en güzel şey bence parkın doğasını keşfettikten sonra minik bir şelalenin yanı başında bulunan kafede serin serin limonatalarımızı yudumlamak oldu. Ücret karşılığında çiçekli salıncakta fotoğraf çektirmek, papağan ile fotoğraf çektirmek gibi değişik turistik eylemler de mümkün. Son olarak parka girerken 2 yetişkin olarak 8+8=16 lira para ödediğimizi de belirtmek isterim.











📌 Phaselis Antik Kenti:

Eskiler gerçekten yaşanılacak yeri biliyorlarmış, dedirten güzellikteki bu antik kentte hem denize girebilir hem de antik kenti gezebilirsiniz. İ. Ö. VII. yy da Rodoslular tarafından kurulan antik kentin bulunduğu noktada birbirinden güzel tam üç tane koy bulunuyor. Şimdilerde bu koylar yüzmek amacıyla kullanılıyor olsa da tarihte buralar Korunmuş, Kuzey ve Savaş isimleriyle liman olarak kullanılmış. Kentin en sağlam ve ayakta kalmış yeri hiç şüphesiz pek çok antik kentte olduğu gibi tiyatrosu ve girişteki su kemerleri. Liman Caddesi üzerinde ise hamam ve agora kalıntılarını görmek mümkün. Antik kente giriş ücretli ve kişi başı 35 lira. Müzekartınız varsa ücretsiz. Bu bölgeyi gezerken en mantıklısı müzekart çıkartmak. Çok daha hesaplı bir tercih oluyor.











📌 Olimpos Antik Kenti:

Beydağları Milli parkı içerisinde kalan Olimpos antik kenti tam anlamıyla doğa ile tarihi birleştiren bir kent. Helenistik ve Roma dönemine ait kalıntıların bulunduğu kentin büyük bir bölümü ağaç ve çalılar tarafından adeta gizlenmiş haldeler. Bu bölümleri gezmeden kendinizi bakir Olimpos plajına atmayın. Buraya da her antik kente olduğu gibi giriş ücretli ve kişi başı 20 lira, müzekartı olanlar yine şanslı :)

Bir tarafta görkemli dağlar, diğer tarafta muhteşem deniz arkanda geçmişe tanıklık etmiş bir antik kent ve antik kentin tam ortasından geçerek denize dökülen nehir... Yani demem o ki doğa, tarih, tatlı ve tuzlu su bir arada. E insan daha ne ister ki?







DERYA ÖĞRENCİ


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube