AŞK KIRIKLIKLARINA KARŞI MUCİZEVİ TEDAVİ YÖNTEMİ

En son güncellendiği tarih: May 9


Çağrı Arik //

Editör:Sedanur Yıldırım

Üniversite sınavlarını kazanıp artık üniversiteli olduğumuz zaman hayatımızda yolunda olmayan her şeyin yoluna gireceği düşüncesi esasen en büyük yanılgıdır. Güya, sorunlardan arındırıldığımız yeni bir hayat bizi beklemektedir. Ama sanılanın aksine nereye gidersek gidelim bu mevcut sorunlarda esas itibariyle bize eşlik etmektedir. Belki bu konunun istisnası mezarlıklar olabilir. Daha önce ölmediğim ya da ölen biriyle sohbet etme imkânım olmadığı için yanılıyor da olabilirim.
Ben de bu düşünceler içerisinde üniversite hayatına başladım. Lise dönemimde muzdarip olduğum kalp kırıklıklarından kurtulacak, aşk hayatımda Rönesans Dönemimi yaşayacaktım. Ruh ikizimi bulup, okulu da derece ile bitirip mutlu şekilde memleketime dönecek, bir taşla kuş katliamı yapacaktım. Ama hiçbir şey umduğum gibi olmadı. Üniversite birinci sınıfta olmama rağmen henüz on sekiz yaşını doldurmamam, Merkür’ün o dönemde burcuma olan olumsuz etkisi, dağların kıyıya paralel uzanması, doğru aşkı arama çabalarımın uzun sürmesi, Mevlana gibi büyük bir kalbimin olması (bu kalpte o dönem herkese yetecek kadar sevgi vardı) vb. nedenlerle ruh ikizimi bulmadım. Yarışın başında ayağı kırılan İngiliz atı kadar talihsizdim. Ama bir şekilde bu makûs talihimi yenmeliydim. İşe tanıştığım tüm güzel kızlara şiir yazarak başladım. İtiraf etmek gerekirse bu bir şiir değildi. O dönem dinlediğim rock şarkının nakarat kısmı haricindeki dörtlüğüydü. Ben ise sadece bu dörtlüğü ezbere bilmekle beraber tanıştığım tüm adaylara aynı bölümü okuyordum. Komik gelebilir ama o dönem bu yöntemin kısmen işe yaramışlığı bile olmuştu. Baktım yeterli olmuyor, bakmayı bırakıp piyasada da çok satan ama içi boş olan kişisel gelişim kitaplarını okudum. Kitapta yazılanları birebir uyguladım. Her sabah okula gitmeden önce güneşi selamladım, evrenden makas almışlığım bile oldu ama yine işe yaramadı. Hiçbir aşk ilişkim uzun soluklu olmadı. Flört aşamasında karşı taraf beni tanıyınca tüm her şey yarım kaldı. Yaşanamamış aşklardan koleksiyon yaptım.
Ben de çözümü olduğum gibi görünmeme ya da göründüğüm gibi olmamada bulduysam da etik olmayacağı için bu çözümü uygulamadım. Terk edileceğimi hissettiğim dönemlerde işi bazen vurdumduymazlığa, bazen anlamamışlığa vurdum. Terk edilmemek için çok hasta olduğuma dair masum yalanlar bile söyledim. Hatta bir dönem terk edilmelere karşı yanımda bir şişe benzin bile taşıdım. İpe sapa gelmez nedenlerle birçok kere terk edildim. Ama en ilginç olanı ise;
‘’Senden ayrılmak istiyorum. Neden diye sormayacağım dur tahmin edeyim senden iyilere mi layığım? Onu da nerden çıkardın beni hak etmiyorsun diyecektim.’’
Sonradan öğrendim aşk tanrısı Erosun tiner bağımlısı olduğunu. Yıllarca hep yanlış kişilere ok atmıştı. Yılmadım ben ve benim gibiler için aşk kırıklarını tedavi edecek mucizevi bir tedavi yolu keşfettim. Reçel yapmak aşk acısına iyi geliyordu. Sonuç itibari ile de üniversitede başlayan aşklar da otogarda bitiyordu.

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube