© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

En son güncellendiği tarih: Oca 4



Yatağında gözlerini açtığından beri tavanı izliyordu.Nedense pek bir garipsemişti tavana yansıyan yoldan geçen araçların far ışıklarını. Gözlerini kapattı ve hissettiği garipliğin içindeki kırıntılarını bir bir çözmeye çalıştı.Ne zaman yatağa girmişti veya ne zaman uyumaya başlamıştı tam bir muammaydı. Uyuduğunu bile hatırlamıyordu o gün için hatırladığı tek şey işten aracıyla dönerken çok yorgun olduğuydu.Şimdiyse tüm yorgunluğu vücudundan silinmiş ve yok olmuştu.

Yatağın diğer ucunda yatan eşi kendisine sırtını dönerek uyuyordu ve topuz yaptığı saçına arkadan baktığında nedensiz yere onu öpmek istediğini hissetti.


Ona doğru döndü ve sağ avucunun içiyle eşinin basenlerine dokununca kadının irkilmeyi andıran "Hık"sesini işitti.Belki yatağa yeni geçmişti ve tam uyumak üzereydi belki içi geçmişti sadece ya da uykusundan etmişti.O ne ise neydi kendisi için belirsizdi ama şu açık bir gerçekti ki onu uykusundan uyandırmıştı ve karanlık odada uyuyan kadının aniden irkilmesine neden olmuş olacaktı ki kadın omuzlarına kadar örten ince elyaf yorganı başına kadar çekti.


Vücudunda açıkta kalan tek yeri saçlarının hafifçe örttüğü ensesini öptü ve kadının tekrardan irkilerek,dilenir gibi dudaklarından dökülen "Ne olur beni rahat bırak"diyen sesini duyuncaya kadar öpmeye devam etti.Bu eskiden beri yaptığı bir şeydi ve ne zaman geceleri uykusu kaçsa veya uyansa bunu hep yapardı ve eşi her defasından yüzünü dönerek tepki verirdi ancak bu gece o da farklıydı.

Ve nedenini hatırlayamadığı bir şeyden dolayı kendine kızgın olacaktı ki bu sefer farklı bir tepki vermişti.


Ellerini basenlerinden kaydırarak eşinin karın boşluğuna doğru götürdü ve sıkıca sarılarak iyice yanaştı ve kadının yüzünü açarak üzerine doğru eğilip yüzünü okşadı."Seni istiyorum."Karanlıktan pek seçilecek gibi durmuyordu ama onun fark edilebilir gerginliğini sesinde hissedebiliyordu "Ne olur sana yalvarıyorum git."Kadıncağız yeniden yorganı başının üstüne doğru çekti.


Eşinin normal zamanlarda yapmadığı şeylerdi."Geliyorum,"diyerek yataktan kalktı ve kapının kolunu yumuşakça aşağıya indirmesine rağmen tahta kapı gıcırdayarak açıldı.

Yağlanması gerek diye düşündü.Sabah uyandığında ve işe gitmeden ilk bunu halledecekti tabii şimdi uyuyabilirse yeniden ama içinden hiç uyumak gelmiyordu.

İnce uzun koridordan geçerken iki çocuğunun da uyuduğu odanın kapısını hafifçe açtı ama her nasılsa o da aynı yatak odasının kapısına benzer bir gıcırtıyla açıldı.

Açık pencereden süzülen dolunayın şavkı yatakta yatan iki çocuğunun üzerine vuruyordu.


Öylesine derin bir uykuda gibi gözüküyorlardı ki bu hallerini sabaha kadar izleyebilirdi ama öncelikle oğlunun üzerini örtmeliydi. Ufaklık her zamanki gibi üzerini açık bırakmıştı ve böyle sabaha kadar devam ederse muhtemelen soğuk alacaktı.

Çocuğun bacaklarının arasına sıkıştırdığı iki katlı battaniyeyi hafifçe çekip omuzlarına kadar örttü ve yeniden odadan çıkıp koridora döndü.


Duvara elini sürüyerek ilerlerken eli duvarda asılı duran kenarları tahtadan çerçeveli fotoğrafa takıldı ve çerçeve yerinden çıkarak evin parke döşeli zeminine düştü.

Eşinin veya çocukların yeni astığı bir fotoğraf olmalı diye düşündü. "Daha yeni olmalı çünkü ben uyumadan önce duvarda böyle bir şey yoktu." Resmi yerden kaldırmadan salona geçti.Onu da yarın işe gitmeden hallederim diye düşündü.Sabah yoğun geçecekti anlaşılan kendi açısından ve sabah yoğunluklarını oldum olası hep sevmişti.

Önce kapıları yağlarım sonra yerinden düşen fotoğrafı çiviler ve evdekileri uyandırırım.Düşüncesi bile yüzünde tebessüm oluşturmuştu.Onlar uyanır ,kendisi aşağıya iner ve sıcak ekmekle yukarı çıkardı. Sebebini sadece eşini ve çocuklarını seven bir babanın anlayacağı bir özlemle yandığını fark etti.


Salondaki çift kişilik koltuğa boylu boyunca uzandı.Güzel bir geceydi.Dinçti ve geçmeyecek bir enerjiyle dolmuştu. Otuz üç yaş,hayatının en güzel dönemiydi.Biten bir ev kredisi,iyi bir işte çalışan temiz sevilen bir aile babasıydı. Bir erkek başka ne isterdi.

Gözlerini uykuya dalmak üzere bir insan gibi karanlık odada kapatmıştı ki mutfaktan gelen sesle yeniden açtı.


Muhtemelen dışarıda esen rüzgar yüzünden bulaşık sepetinden bazı çatal,bıçaklar yerinden düşmüştür diye düşündü.Yeniden gözlerini yumdu ama yıldırımı andıran bir gürültüye benzer sesle yerinden sıçrayarak kalktı. Dışarıya baktı ama tek bir hareketliliğe bile rastlamadı.Kalbinin seri atışını hissedebiliyordu.


Ses kesinlikle içeriden bir yerlerden gelmişti.Bu bir çocuğun veya bir kadının tek başına çıkarabileceğinden daha güçlüydü. Ürkek adımlarla salondan çıkıp mutfağa doğru yöneldi ve hemen sol omzunun üzerindeki lambanın düğmesine basıp içeriyi ışıkla boğduğunda tüm vücuduna yayılan titremeyle sarsıldı. Yaşlı,soluk tenli bir adam mutfak masasına oturmuş kapının eşiğinde duran kendine bakıyordu.Yüzü çok tanıdıktı.İnanılması güç ve merhametsizce bir yanılsama diye düşündü.


Korkuyla "Baba" dedi soluk benizli ve merhametsiz bir benzerliğe sahip adama ama onun şu an burada olmasına imkan yoktu. Yaşlı adam tek bir kelime dahi söylemeden hemen karşısındaki boş sandalyeyi gösterdi.


"Burada olmaman gerek,"gözlerini ovuşturdu. Geri,yeniden açtığında gözlerini adamın yok olmasını diledi ama dileği gerçekleşmesi imkansızdı adam yeniden tek bir kelime dahi söylemeden hemen karşısındaki sandalyeyi işaret etti.

Bembeyaz vücudu onu gasilhanede gördüğü günkünden daha beyazdı.Karanlıklar ardındaki yatak odasından çıkan eşinin siluetini fark etti kadıncağız korkuyla odasından çıkmış ve saniyeler önce çığlık atan çocuklarının odasına geçip kapıyı ardından sertçe kapatmıştı.

Hemen koridordan geçip karısının az önce girdiği ve ışığı açtığı odanın kapısını açtı ve az önce üstünü örttüğü oğlunun yatağında korkuyla birbirine sarılmış ailesinin yanına gitti.Ama onlar kapının yeniden açılmış olmasından korkmuş olacaklar ki bir ağızdan çığlık attılar.


"Korkmayın birazdan geri geleceğim"dedi ve kapıyı kapatıp çıktığında çığlık seslerini yeniden duydu.Çocuk odasını aşıp yeniden koridora döndüğünde az önce yere düşürdüğü resme yeniden ayağı takıldı ve bu sefer çerçevenin camı kırıldı.

Mutfakta oturan adamın karşısındaki sandalyeyi geriye doğru çekince sandalyenin bacakları yere sürterken çıkardığı ses içeridekilerin yeniden çığlık atmasına neden oldu.

Bu kadar soğuk kanlı oluşuna kendi de hayret etmişti sandalyeye otururken.

Vücudu rüzgarla salınan bir yaprak gibi sarsılmasına rağmen hem de. Onun o kadar kim olduğundan emindi ki.Bir hırsız değildi. Hiçbir hırsız evin sahibini görünce onun gibi sakin kalamazdı.

Kuruyan damağıyla nefesini kontrol ettikten sonra "Nasıl?"diyebildi bu pek çok sorunun temeliydi.Nasıl buraya gelebildin?Nasıl burada karşımda oturabiliyorsun ve nasıl onca toprağın altından kalktın?Nasıl hayata geri döndün?


"Bir babanın görevi..."O ağzına açtığında çıkan koku midesini bulandırdı.Çıkan kokunun iğrençliğini anlatmak için kullandığı dilin veya yer yüzünde olan herhangi bir dilin bunu anlatması anlatabilmesine olanak yoktu"Evlatlarına her ne şart altında olursa olsun doğruyu göstermektir."O konuşurken avuç içiyle az da olsa kokuyu hissetmemek adına burnunu kapatmıştı ama nedeni yine anlayamadığı bir sebepten dolayı adamın gülümsemesine neden olmuştu"Bunu yapmana hiç gerek yok."diyerek kendi lafının seyrini değiştirdi.

"Neden?"

Yaşlı adam dudak büktü "Sebebini çok iyi biliyorsun!"

Hafızasını yokladı ama bunu bildiğine dair aklında en ufak bir şey canlandıramadı.

"Hayır.Hiçbir fikrim yok."

Yaşlı adam masaya doğru kendini iyice çekti"Oğlum,neden böyle yapıyorsun?Neden bu kadar ısrarcı olmak zorundasın?"Dişlerini sıktı ve masanın üzerindeki kenetlenmiş ellerini vurarak "Ar-tık anla-maan gerek"Masanın üzerindeki tuzluk onun her bir vuruşunda sarsılıyordu."Biraz mantıklı ol!"


Gülmemek için kendini zor tuttu.Ölü bir adam vardı karşısında ve kendisinden mantıklı olmasını bekliyordu.Yaptığı tek mantıksız hareket ondan korkmaması ve onun karşısında otururken gülmemeye çalışmasıydı. Kaçması gerekirdi içeridekilere uyması ve onlara sarılması gerekirdi. Mantıksız olanlar buydu bunlardı.


"İki türlü sebepten dolayı seni görüyor olabilirim baba.."Başını gösterdi"Ya dediğin gibi mantık duygumu kaybettim ya da ilahi bir kuvvetin beni uyarmak için gönderdiği temsili bir kuvvetin emaresisin..."Gülerek başını salladı"Eğer Tanrı eşini aldatan her erkeğe her kadına ölülerinin ruhlarını gönderiyorsa yukarıda çok eğleniyor olmalı.Hele ki senin gibi adamın gerçekten yeniden karşıma çıkması,"gözlerini ölü benizli adama dikerek " keşke annemi ya da dedemi gönderseydi."

"Onları da gönderdi!"


Alay eder gibi başını hafifçe aşağıya doğru eğdi ve geri doğrulurken"Hani neredeler ben niye göremiyorum?Yoksa sırayla mı geleceksiniz?"Suratı ekşidi"Sana hatırlatayım dedem sinirli adamdır fazla bekletilmek hoşuna gitmez.Sen kalk o gelsin istersen!"


Yaşlı adam avazı çıktığı kadar büyük bir kahkahayı patlattı. Gülerkenki görüntüsü daha korkunçtu.Ağzından çıkan kurtlar evin ıslak zeminine döşeli fayansın üzerindeki halıya dökülüyordu."Sedat,evlatlarım arasından en çok seni sevdim."

"İlk eşinden olan çocuklarından mı yoksa ikinciler de dahil mi?Sahi kaç çocuğun vardı senin hatırlıyor musun?Altı,"omuz silkti"yedi.Hepimizin adlarını biliyor musun?Yoksa buraya gelmeden önce adımı hatırlamak için nüfus kaydına da girdin mi?"Ayağa kalktı ve mutfak tezgahının üzerinde duran süt şişenin kapağını açarak masanın üzerinde daha önceden kullanılmış bardağı doldurdu."Baba,"Sütünden irice bir yudum aldı"Gerçekten niye buraya geldin?"


Yaşlı adam ağzının kenarındaki kurdu tırnakları dökülmüş parmağıyla ağzına sokuşturmakla meşgulken sormuştu bunu.Hızlıca kurdu yutup yanıtladı"Sana bazı şeyleri hatırlatmak için..."


Sütü az önce kalktığı sandalyeye otururken masanın üzerine koyup yanıtladı"Neyi mesela, ne kadar kötü bir baba olduğunu mu hatırlatacaksın yoksa bizi terk edip gittikten sonra bir daha aramamanı mı ?Hatırlıyorum da düğünüme bile gelmemiştin değil mi?"Geriye doğru yaslanıp bacak bacak üstüne attı"Baba seninle büyüdüm ben senin düşüncelerinle, senin kadar ilgisiz ve ailesini terk etmeyen bir baba olmak düşüncesiyle..."


Yaşlı adam oğlunun önündeki yarım bardak sütü aldı ve bir dikişte bitirdi.Yaşarken sütü hiç sevmemişti ancak öldükten sonra anlayabilmişti taze sütün değerini. "Beni iyi dinle sen de en az benim kadar kötü bir babasın.Ben sizi terk ettiğim için sen ise ailenle yeterince ilgilenmediğin için kötü bir adamsın.Ben annenden ayrılıncaya kadar hiçbir kadına bakmadım ya da sizin yanınızdayken gözlerimi dikip saatlerce o ince ışık kutusuna odaklanmadım. Kötüysek ikimiz de kötüyüz ama inan sana değer vermesem yaptığın yanlıştan seni döndürmek için bu kadar uzaktan gelmezdim."


"Baba,"sağ bacağını yere indirdiğinde gecenin sonuna gelmek üzereydiler.Zaman çok hızlı geçmişti gerçi uyandığından beri saate bakmamıştı belki çoktan sabah olmak üzereydi. "Artık gitmelisin onları korkutuyorsun Tanrı da biliyor ya şu halinden ben bile korktum seni ilk gördüğümde,"ayağa kalktı"yapacak daha çok işim var ama öncelikle senin korkuttuğun eşimi ve çocuklarımı sakinleştirmeliyim."


Adam kefen sarılı yarısı çıplak vücuduyla ayağa kalktı.Tam altındaki ışıkla daha korkunç gözüküyordu.Göz altlarındaki mor halkalar ve çürümüş ayak bilekleriyle ve çürümüş etinin altından gözüken kaburga kemikleriyle Sedat ilk defa onun karşısında kendini bu kadar korkarken hissetti.

İnleyerek"Baba."dedi.

"Oğlum seni almadan gidemem."

Hava iyice ağarmıştı.Doğudan gelen güneş ışıkları dalga dalga yayılıyordu.Sedat boğazının kuruluğunu tekrardan hissetmişti. Gözleri bardağa takıldı acaba bir bardak daha mı içsem diye düşünürken "Beni öldürmek için mi geldin?"

"Oğlum sen zaten ölüsün."

Kaşları öfkeyle çatıldı"SAÇMA"kuru boğazıyla yutkundu",çok çok saçma"

"Oğlum gerçekten hatırlamıyor musun?Karını aldattığını, kadının kocasının seni ışıklarda sıkıştırdığını ve..."

Dudakları büzüştü"Baba saçmalama lütfen çek git buradan."Ağlamak üzereydi.

"...Başına ve vücuduna sekiz el ateş ettiğini."Yaşlı adam anlamamış gibi suratı buruştu.Bu onu daha çirkin yapmıştı."Oracıkta öldün bir çırpıda..."

"Baba..."

"...Adam seni kevgire çevirdi.Annen acına dayanamadı,çocukların sensiz büyüdü.Karın senden sonra çok sıkıntı çekti..."Ağzını kocaman araladı "Anla artık buraya ait değilsin.Sen öldün, sen öldün rahat bırak onları, nasıl korktuklarını görmüyor musun?"Oğlunun kolunu sertçe sürükleyerek balkonun kapısının köşesinde duran yıllar önce yerleştirdiği aynanın önüne sürükledi.."Buna iyi bak bu sensin.."

Ayna karşısındaki gördüğü şeye kendine ,gözlerine inanamadı,inanamazdı da altı adet merminin girdiği kanlı nokta ikisi başında biri kolunda üçü göğsünde... Soluk yaralı bir beden...

"Hissedebiliyorum ama baba..."dedi sesi yalvarırcasına çıkmıştı ağzından.

"Hissedebildiğini düşünüyorsun,"başını önüne eğdi "Kalbinin attığını,elinin karıncalandığını ve,"bel atını göstererek"Onun sertleştiğini.Hepsi hayal hepsi senin burada kalmak için uydurduğun nedenler.Sen artık bedensiz bir ruhsun ve bu evdeki ailenin en büyük korkusu.Kapıları gıcırdatan,perdeleri hareket ettiren,silueti ile akıl kaçırtan..."Oğlunun ensesini tutup başına yaklaştırdı."Sakar bir ruh.Artık gitmeliyiz."

"Gitmek istemiyorum!"

"Hava aydınlanacak evlat.Sen öleli bu bilmem kaçıncı şafak bilmem kaçıncı gün doğumu.Lütfen sana yalvarıyorum.Onları artık rahat bırak,"Elini oğluna doğru uzattı"Şimdi gözlerini kapat."

"Neden?"

Soluk benizli babası kendinden emin bir şekilde tebessüm etti. Sedat'ın onun hakkında hatırladığı en güven verici anılarında hep bu haliyle yaşamıştı.Gözlerini yumdu.

"Bizi en güzel halimizle hayal et şimdi."Sedat gözlerini sıkı sıkıya yumarken gözlerinden süzülen yaş çenesinden, soluk teninden akıp mutfağın fayanslarına düştü.

Omuzunda yeniden babasının elini hissetti.Kendisinin yönünü değiştirmişti.

"Yeniden aç gözlerini."

Memnuniyetle"Baba..."dedi.

Üzerinde en çok sevdiği kırmızı renkli polo tişörtü ve kot pantolonu vardı.Yüzlerinin rengi değişmişti.Tıpkı en sağlıklı günlerindeki gibi olmuştu.Babası ise çocukluğunda hatırladığı genç ve yakışıklı haline bürünmüştü...

Hava aydınlanmak üzereydi ve açık olan balkonun kapısından mart ayının çiçek kokuları taşıyordu.

Ailesinin olduğu kapalı kapılı odanın kapısını açmadan girdi içeri.Korkuyla uyuya kalmışlardı birbirlerine sarılmalarından bu anlaşılıyordu.

Ortada yatan oğlu yine üzerini açmıştı.Üzerlerini örtmek için bir iki adım atmıştı ki babası kendini durdurdu.

Onu anlıyordu.

...Ama son bir kez daha onlara sarılmak öpmek için her şeyini verebilirdi.Keşke bir de verebilecek bir şeyleri olsaydı.Penceren kırılarak içeri süzülen güneş ışığı yatakta yatanların yüzüne vuruyordu.

Güzel bir gün olacaktı.

"Onları bir kez daha görebilecek miyim?"

Artık eskisi kadar yaşlı gözükmeyen babası yanıtladı "Bu soruyu ben de sormuştum."

"Yani?"

"Şimdi karşındayım işte,"Elini uzattı.

Sedat ailesine son bir kez daha baktı. Her şey için onlara teşekkür etmenin ve onlara yaşattıklarının özrü ile dolu bir bakıştı.Kendine uzatılan eli tutmanın vakti gelmişti.

Babasının elini tuttu yaşadığı tüm güzel anlar gözünün önünden geçerken. Hafiflediğini hissetti.Bu, bu Dünya'da hissettiği son şeydi...