40 Yıllık Gebelik ve Doğum COVİD-19


2013 yılında Dan Brown’ın romanı olan Cehennemi okuduğumda bir gün bu yazıyı yazacağımdan emindim. Doğru zamanın gelmesi 7 yılımı aldı. Şimdilik kısa bir yazıyla yetineceğiniz içerik birkaç yıl sonra roman olarak da karşınıza çıkacak. Hayattan Hayale Yolculuk 4


1979 yılının haziran ayında ABD’nin Georgia eyaletine bağlı Elbert County şehrindeki Elberton Granit şirketine gizemli bir adam geldi. Astrolojik değerlere göre yapılacak ve üzerinde 10 ilke bulunacak devasa bir anıt siparişi verdi. Siparişi verenlerin ‘’ALTIN ÇAĞI ARAYAN BİR GRUP AMERİKALI ‘’ olduğunu söyledi. Şirketin sahibi durumdan rahatsız olarak adamı kırmadan caydırmak için olması gereken fiyatın 3 katı bir fiyat çıkardı. Ama gizemli adam en ufak bir pazarlık dahi yapmadan istenen fiyatı kabul edip parayı peşin ödedi. Anlaşma imzalandıktan sonra kullandığı ismin gerçek olmadığını söyleyen bu gizemli adamı bir daha gören olmadı.



İstenen anıt kısa sürede bitirilip yerine monte edildi. Her bir kaidesi 5 buçuk metreden oluşan ve toplam ağırlığı 108 tonu bulan bu devasa granit anıtın üzerinde insanlığa yön verecek 10 ilke yazılıydı. Bu 10 ilke Babil, Antik Yunanca, Eski Mısır ve Sanskritçe olmak üzere 4 antik dil ile günümüzde kullanılan İngilizce, Rusça, Arapça, İspanyolca, Çince, Hintçe, İbranice ve Swahi modern dillerinde ayrı ayrı yazılmıştı. Sonradan yapılan araştırmalarda belediye arazisi üzerine kurulan bu anıt için el altından yetkililere bolca rüşvetler dağıtıldığı da tespit edildi. 12 ayrı dilde yazılan bu ilkeler neydi peki ve dünyaya nasıl bir mesaj veriyordu.


1-İnsan nüfusunu daima doğa ile uyumlu olarak 500.000.000'un altında tut.

2-Farklılıkların ve uygunluğun, gelişiminin çoğaltılmasını bilgece idare et.

3-İnsanlığı yaşayan yeni bir dil ile birleştir.

4-Tutku, inanç, gelenek ve her şeyi yönet.

5-İnsanları ve ulusları, adil yasalar ve sadece mahkemeler ile koru.

6-Bütün anlaşmazlıkları ülkeler üstü bir mahkemeye bağla.

7-Küçük yasalar ve kullanışsız protokollerden kaçın.

8-Kişisel hakları, sosyal görevler ile dengele.

9-Gerçeği, güzelliği, aşkı, sonsuzlukla ahenk kurma arayışını taktir et.

10-Dünyada bir kanser olma, doğaya yer bırak, doğaya yer bırak.


Kimilerine göre Tevrat’ın 10 emrine karşı yazılan bu yeni 10 emir pek çok insan tarafından sorun teşkil etmeyecek ilkeler gibi görünse de birinci ilkesi dünyanın çeşitli çevrelerinde büyük tepki topladı. Öyle ki bu birinci maddeden aldığı güç ile bu 10 emri şeytanın 10 emri olarak görenler oldu ve anıt pek çok kez saldırıya uğradı. Bu yazımızın içeriğini de 1. madde oluşturacaktır.


Birinci maddede yer alan insan nüfusunu 500 milyonun altında tut ifadesi pek çoğumuz için korkunç gelecektir. Çünkü dünya nüfusunun 7 milyarı aştığı düşünülürse nüfusun yüzde doksandan fazlasının yok edilmesi gerekmektedir. Geri kalan yüzde onun içine girme ihtimalimiz ise pek çoğumuz için neredeyse imkansızdır.


Dünyayı düzeltmek isteyen ALTIN ÇAĞI ARAYAN ADAMLAR dünya nüfusundaki aşırı artış hızından oldukça rahatsız oldular. Kaynakların hızla sömürülmesinin dünyanın sonunu getireceğini ve insanlığın tamamen ortadan kalkacağını düşünüyorlardı. Bunun için iki aşamalı bir plan devreye sokuldu. Birincisi ve en önemlisi dünyayı kurtarmak

ikincisi ise dünyayı kurtaramazlarsa başka bir gezegende ( muhtemelen mars) yeni bir hayat kurmak.


İkisi için de çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.


Dünyayı kurtarmanın en önemli çalışması bir yandan doğumu kontrol altına alırken diğer yandan ise nüfusu eritecek çareler üretmekti. İlk önce nüfusu patlatan etmenler sıralandı. Ortaya çıkan verilere göre savaş ve yan etmenlerin azalması, tarımda makineleşme ile üretimin bollaşması, fabrikalar eliyle seri üretimin artması sonucu temel ihtiyaç ürünlerinin ucuzlaması ve miktarındaki artış ile sağlık sektöründeki olağan üstü gelişmeler belirlendi.


İnsanlığın gelişmesine sağlanan büyük katkılar gibi görünen bu ilerlemeler ALTIN ÇAĞI ARAYAN İNSANLAR için insanlığı felakete götüren freni patlamış birer araçtı. Eğer bir şeyler yapılmazsa insanlık uçurumdan aşağı yuvarlanacaktı.


Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya nüfusu 1800’lerde 1 milyar civarındayken 1900lerde bu sayı 1 buçuk milyara, 1920lerde 2 milyara, 1960larda 3 milyara, 1970lerde 4 milyara, 1980lerde 5 milyara, 2000lerde 6 milyara, 2010da 7 milyara, 2020de 8 milyara ulaştığı hatta ilerleyen yıllarda nüfusun 2030da 9 buçuk milyara , 2040ta 10 buçuk milyara 2050 de ise 12 milyara çıkacağı düşünülmektedir.


İnsanlığın 10 bin yılda ulaştığı nüfus sayısının 10 katından fazlasına dünyamız sadece 250 yılda ulaşmıştı. Kaynaklar hunharca tüketilmeden, ortaya çıkan her türlü atığın dünyanın dengesine verdiği zarar telafi edilemez boyutlara ulaşmadan nüfus kontrol altına alınmalıydı. Tarihten alınan derslerde savaşın nüfusa etkisinin azlığı ve ortaya çıkan maliyetin fazlalığı yeni savaşlar çıkarılması fikrini rafa kaldırttı. Çünkü iki dünya savaşına rağmen dünya nüfusu durdurulamıyordu. Ayrıca nükleer silahların kullanılmasına varacak savaşların çıkarılması dünyaya cehennemi daha erken bir zamanda yaşatabilirdi. İstenen ise kaynaklara zarar vermeden kıyameti koparmaktı.

Doğum oranlarını kontrol altına almak için GDO’lu yiyecekler ve aşılarla kısırlaştırma projeleri yürütüldü, kitle iletişim araçları ile modern yaşam tarzı olarak geç evlilik ve az çocuk yapma pompalandı. İnsan bünyesine zarar veren kimyasalları temel gıda maddelerinde kullanmaktan çekinilmedi. Bu çabalar gelişmiş ülkelerde tuttu. Artık insanlar evlenmekten kaçınırken evlenenler için ise 2 çocuk bile altından kalkılamayacak sorumluluk olarak görülüyor. Ama gelişmemiş bölgeler olan Güney Asya, Afrika Orta DOĞU ve Latin Amerika adeta dünyanın başına belaydı. Nüfus artışı her şeye rağmen önlenemiyordu. Ayrıca gelişmiş ülkelerde doğum oranlarındaki artış kontrol altına alınsa da bu seferde uzayan insan ömrü sorun teşkil etmeye başladı. Yaşlı nüfusun artması, üretimden çekilmiş ve sadece tüketen, ekonomik anlamda olağanüstü yüke neden olan büyük bir kitle çıkarmıştı ortaya.


Artık dünyanın kurtulması için çok ciddi önlemler alınmalıydı. En iyi yol biyolojik savaştı. Bunun için yine tarihe başvuruldu. Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi çiçek hastalığı yararlanılacak en iyi kaynaktı. Yani virüsler insanlığı kurtarabilirdi. Teoriye göre zayıf halkalar yok olurken daha dayanıklı ve daha zeki nesiller ortaya çıkacaktı. Yıllar içinde laboratuvar ürünü pek çok virüs piyasaya sürüldü. AIDS, EBOLA, SARS, MERS ZİKA gibi virüs salgınları denendikçe kontrol eksiklikleri görüldü, dünya kamuoyunun nabzı yoklandı, etki gücü denendi. Dikkat edin bu salgınlar dünyanın başına bela olarak görülen bölgelerde test edildi her zaman. Afrika, Güney Asya, Latin Amerika ve Orta Doğu. Tesadüfün böylesi evlere şenlik. Ve hepsi bir şekilde hayvandan insana sıçrıyordu yine büyük bir tesadüfle. Sonunda tüm testler tamamlandı, uygun zaman ve yer kollandı. Yukarıda saydığım virüs kökenli hastalıkların en gelişmiş yönleri birleştirilerek nur topu gibi bir felaket dünyanın kucağına verildi: COVİD-19.


Şimdi gelelim Covid-19 a. Dünyayı kurtarmak isteyen liberal düşünceli ‘’Altın Çağı Arayan Bir Grup Amerikalı’’ yıllar içinde adım adım çalışmalarını yürütürken dünyanın diğer kutbu da boş durmuyordu. Onlar nükleer silah üretince bunlarda üretti. Onlar süper insan geliştirmeye çalışınca bunlarda maymun -insan karışımı süper insan üretmeye çalıştılar, onlar uzaya çıkınca bunlarda geri kalmadılar ve onlar laboratuvarda harıl harıl virüs üretirken bunlarda laboratuvara kapattılar kendilerini.

Dünya kamuoyu ise filmler, belgeseller, kitaplar ve dergilerle virüs salgınına hazırlandı. Hollywood filmlerindeki salgın konularının sıklığını düşünün bir kere. Virüs her zaman dünyayı kasıp kavuruyor, ardından kahraman Amerika ilacı buluyordu. Artık virüs iyiden iyiye dünyanın gündemindeydi. Virüs ya kitleleri kırıp geçiriyor ya da kısır bırakıyordu. İlk zamanlardaki doğal yolla bulaşan senaryolardaki virüslerin yerini kötü adamların laboratuvarda ürettiği virüsler almıştı. 2015 te yaptığı bir konuşmada Bill Gates dünyayı şekillendirecek gücün virüsler olacağını ayan beyan anlatıyordu. Artık dünya kamuoyu hazırdı.


Sıradaki adım çatlak ses olacak siyasilere ve iş adamlarına susmadıkları ya da taraflarını seçmedikleri taktir de yok edileceklerini anlatmaya gelmişti. Bu nedenle ABD’li milyarder iş adamı Jeffrey Epstein seks amaçlı insan kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklandı. Dünyaca ünlü siyasilerin ve iş adamlarının fantezi dünyasının en önemli tedarikçisi olarak biliniyordu. Çocuk yaştaki kızları kelli felli adamlara sunmakla suçlanıyordu. Tutuklanması ilk göz dağıydı. Aynı suçtan daha önce 13 ay hapis yatan Jeffrey Epstein ‘ın artık ömür boyu hapis yatmasına kesin gözüyle bakılıyordu. Tabi bu cezayı çekerken ilk günlerde infaz edilmesi kaçınılmaz sondu. O da oturdu, elindeki belge ve resimleri teslim etme karşılığında hayatını geri kazandı. Lütfen tarihlere dikkat edin. 7 Temmuz 2019 da tutuklanan Jeffrey Epstein özel korunaklı hücrede tutulup tüm gözler üzerindeyken 11 Ağustos 2019’da intihar etti. Fakat sonradan konuşan eski bir CIA yetkilisi iş adamının hayatta olduğunu ve Avrupa’da bir şehirde hayatına devam ettiğini açıklayacaktı. Aptal bir kesim intihar sonrası oh çekerken Jeffrey Epstein ‘ın çiftliğinde ele geçirilen bir resim dünya kamuoyuna yıldırım gibi düştü. Fotoğrafta kadın elbisesi giymiş eski ABD başkanı Bill Clinton elindeki kadehi ile gülümsüyordu.



Bu resmin ardından bazı kesimlerin aklı başına geldi ve dünya sütliman oldu. Jeffrey Epstein ‘ın arkadaşları arasında Bill Clinton’dan başka kimler vardı kimler. Mesela en samimi olduklarından biri şimdiki başkan Trump bir başkası ise Prens Andrew’di. Hatta Prens Andrew’in işadamı Jeffrey Epstein ‘ın adasındaki bir seks partisinde 8 tane 14 -15 yaşlarındaki kızla birlikte olduğu iddiaları basına düşmüştü.


İşler iyice olgunlaştı. Geriye sadece Çin’de yürütülen virüs çalışmalarının istenen seviyeye gelmeden bir baskınla yok edilmesi kalıyordu. 6 Ekim 2019’da Wuhan kentindeki Viroloji laboratuvarında ilginç şeyler olmaya başladı. 7- 24 Ekim tarihlerinde enstitünün internet ve telefon bağlantıları kesildi. Olağandışı hareketlilik başladı. Muhtemelen bir aksilik sonucu( aksilik bu ya) bir kaza meydana geldi. Henüz virüs çalışmaları ilerlememiş olan Çin durumu gizlemeye çalıştı. Kendince cebelleşti. Onlar kendi derdiyle uğraşırken yeni tip Corona virüs en uygun yer olan Wuhan vahşi hayvan pazarından piyasaya sokuldu.


ALTIN ÇAĞI ARAYAN BİR GRUP AMERİKALI kahvesini alıp keyifle olayı seyrederken Çin hala ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Peki neden Wuhan seçilmişti. Çünkü Wuhan Çin’deki tüm kara ve demir yollarının kesiştiği mükemmel stratejik bir yerdi. Zamanlama İse ayrı bir güzellik sunuyordu. Çin yıl başısının hemen öncesiydi ve en az 500 milyon insan eğlence amaçlı yer değiştirecek ayrıca dışarıdan gelen milyonlarca turist ile virüs dünyaya da yayılabilecekti. Ayrıca 11 milyon nüfusa sahip Wuhan üniversiteler şehriydi. Yüzbinlerce yabancı uyruklu öğrenci okumak için Wuhan’daydı.


İlk vaka 29 Aralık’ta ortaya çıktı. İncelemeyi yapan doktor farklı tür zatüre teşhisi koydu. Ve doktorların dahil olduğu bir grupta durumu paylaştı. Çinli yetkililer olayın kendi laboratuvarlarından kaynaklandığını düşünüp üstünü örtmeye çalıştılar. Hatta teşhisi koyan doktor göz altına alınıp ağzını sıkı tutması için tehdit edildi. İlk ölüm kayıtlara iki gün sonra 31 Aralık 2019’da geçti. Salgın yayılırken hala kendilerinden kaynaklı olduğuna inanan yetkililer olayı örtbas etmek için sıkı bir sansüre ve denetime giriştiler. Ama salgın öylesine hızlı yayıldı ki artık gizlenemez boyutlara vardı. Ve olayın çıkışından 4 hafta sonra Dünya Sağlık Örgütü’ne durumu haber verdiler ve Wuhan şehrini karantinaya aldılar.


İşte o anda oyunu kuranlar ikinci aşamaya geçtiler. Durumun korkunçluğunu ortaya çıkarmak için dünya basınında Çin’de yerde yatan ölülerin, hastanede yoğunluktan sinir sistemleri bozulmuş hemşire ve doktorların, zorla karantinaya alınırken yerlerde sürüklenen insanların, kapıları kaynak makinesi ile kaynak yapılarak kilitlenen apartmanların görüntüleri servis edilmeye başlandı. Ardından dünyadaki vaka sayılarındaki artışlar ve ürpertici toplu mezar görüntüleri servis edilmeye başlandı.


Aralık ayından beri Çin, sağlık malzemeleri ihracatını kesip aksine devasa ithalatlara giriştiğinde, Çin sosyal medyası salgın haberleriyle doluyken ABD hiç haberi yokmuş gibi davrandı ve vatandaşlarını Çin’e göndermeye devam etti. Artık tüm dünya büyük bir salgının içindeydi.


3. Aşamaya geçilmişti. ABD dışişleri bakanı Pompeo Çin’i virüsü laboratuvarda üretip dünyaya yaymakla suçladı. Hemen ardından Başkan Trump’ta aynı tür açıklamalara girişti. Çin ne olduğunu anlamaya çalışırken Çin’in sorumsuzluğunu öne çıkarıp devasa boyutlarda tazminatlar dillendirilmeye başlandı. ABD’nin ardından İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelenda da Çin’i suçlayan açıklamalar yapmaya başladı.


Domino taşları devrilmeye başlamıştı bir kere. Çin’in ardından ABD’nin en büyük düşmanları tek tek serildi yere. Önce İran tutuldu salgına. Ardından Avrupa. Mesela Avrupa için simge olan İtalya, ardından İspanya, kırıldı adeta. Peşi sıra tüm büyük Avrupa devletleri. Bazı kaynaklar İtalya ve İran’da salgın öncesi dronlardan yağdırılan yağmurlardan bahsediyor. Bakalım ilerleyen günlerde neler çıkacak ortaya.


Avrupa’nın ardından sıra ABD’ye geldi. Eee kendi kendilerini yaktılar olur mu öyle şey diyebilirsiniz. Ama zaten amaç dünya nüfusu değil miydi? O zaman ne fark ederdi. Önünde sonunda eleme olacaktı. İlk kez bir virüs güçlü ülkeler ile başladı salgına. Çünkü bu süper virüs her zamanki gibi fakir bölgelerden başlasa ister istemez salgının dehşeti karşısında önlem alacak ve gelişmiş ülkelerdeki eleminasyon en aza indirilecekti. En güçlü yerden vurdular, zayıf halkaya bir şekilde ulaşmak daha kolaydı çünkü. Keza önlemleri aşırı bulan Brezilya’da iş çığırından çıkmış gibi görünüyor. Vaka sayısı bir anda patladı.


Bu salgının şimdilik görünen yüzü. İşin birde ekonomik boyutu var . Mesela her şeyi üretip dünyaya pazarlayan Çin’den mandal bile almaya korkar olduk. Bakalım Çin kendini ne zaman toplayabilecek. Diğer düşmanlar Rusya, İran ve Venezuella ise petrol geliri ile ayakta duruyordu. Herkes eve kapanınca kimse petrol almaz oldu. Petrol fiyatları eksiyi gördü. Çünkü gemilerle ABD’ye taşınan petrolü alıcılar istemeyip geri çevirdi. Tekrar geri getirme maliyetinden kaçmaya çalışan üreticiler üstüne para verip aldırdı ürünlerini. Şuan İran, Rusya ve Venezuella müşteri bekleyen cafeteryalar gibi aval aval bakıyorlar. Turizmden parayı vuran İtalya, İspanya, Fransa ise canının derdine düştü.

Diyeceksiniz ki ABD’de ekonomik anlamda yere serildi. Ama işte kazın ayağı öyle değil. ABD için dolar kağıt parçasından ibaret. Eskiden altın rezervi karşılığında para basılırdı. ABD bu kuralı kaldırdı. Şimdi canı istedikçe basıyor parayı. Şöyle örnek vereyim: Brezilya yaşanan bir kriz sonrasında ABD’den kredi istedi. Hayhay dediler. Hatta sıcak sıcak verelim diye uçaklara matbaa makinelerini yüklediler, yolculuk sırasında uçakta bastılar parayı. Ayrıca piyasada öylesine ABD doları var ki Çin merkez bankasının dolar rezervi ABD merkez bankasının dolar rezervinden fazla. Yani ABD’nin tuzu kuru.


Covid-19 keskin nişancı tüfeği gibi hedefini vuran atışlar yapıyor. Diğer virüsler bulaştığı andan itibaren belirtilerini gösterirken bu virüs kuluçka süresi boyunca en ufak belirti göstermiyor. Böylece kendini sağlıklı zanneden taşıyıcılar hastalığı bir güzel yayıyor. Tespit edildikten sonra ise bir tedavisi yok. Sadece direnci yüksek tutmak için destek tedavisi uygulanıyor. Ve hastaya hiç dokunmasan bile ağzından çıkan nefes hastalığı yaymaya yetiyor.


Daha önce belirtmiştim gelişmiş ülkelerin en büyük problemi üretimden çekilmiş sürekli masraf çıkaran yaşlı nüfus diye. İşte covid-19 adeta onlar için yapılmış gibi 60 yaş üstü grubu biçip atıyor. Yine diyeceksiniz ki ya 200bin insanın ölmesi dünya nüfusunu ne kadar azaltır. Buz dağının görünen yüzü covid-19. Şöyle bir örnekle anlatacağım olayı.1950li yıllarda İskoçya’dan hareket eden bir yük gemisindeki soğuk hava deposunda bir mürettebat kilitli kalır. Tüm çırpınışları boşuna gider koca gemide kimseye sesini duyuramaz. Kaderine razı olur. Depoda hayatını sürdürecek kadar yiyecek bulur ama içerinin soğukluğuna direnemez. Çakısıyla hissettiklerini duvara kazır. Parmaklarının, burnunun ve kulaklarının nasıl donduğunu, nasıl acılar çektiğini kazır duvara. 3 gün sonra deponun kapısını açan arkadaşı donmuş haldeki kaskatı cesetle karşılaşır. Ama işin tuhaf yanı soğuk hava deposu çalışmamaktadır. İçerinin sıcaklığı 19 derecedir ve insanı öldürmez. Ama donduğunu düşünen adamın bilinçaltı devreye girmiş ve onu gerçekten donmuş gibi algılayıp ölmesine sebebiyet vermiştir. Yani bilinçaltı kasıtlı yönlendirilirse ortaya inanılmaz sonuçlar çıkabilmektedir.


Henry Beecher’in 1955’te yayınladığı ‘Kuvvetli Plasebo’ adlı makalesinde tedavi sürecinin ortalama üçte biri plasebo etkisine dayanıyor. Böylece hastaların üçte biri hastalığı yenebileceğine inandığı için iyileşiyor. Tam tersi de geçerli tabi. Hasta olacağından korktuğu içinde hasta olabiliyor insanlar.


Evine kapanmış 7 milyar insan hastalığa yakalanıp öleceğinden korkacağı için ölüm oranları patlayabilir. Ya da bu korku diğer hastalıkları tetikleyip kırımı arttırabilir. İnternette dolanan dehşet verici görüntüler zannımca kasıtlı olarak servis ediliyor. Sosyal hayattan izole edilerek evlere kapanan insanların yaşadığı stres ilerleyen yıllarda bilimsel araştırmalara konu olacaktır.


İnsan nüfusunu patlatan etmenler arasında sıralanan tarımdaki verim, fabrikalardaki üretim covid-19 nedeniyle ister istemez durgunlaştı. Hatta durdu diyebiliriz. Dünya şuan stoklardan yiyor. Bu süreç böyle giderse önümüzdeki yıl dünya kıtlık ile karşı karşıya kalabilir. Gıda fiyatlarındaki olağanüstü artışlar küresel bunalıma sebep olabilir. Sağlık sistemi ise tüm dünyada çöktü. İnsanlar bırakın hastaneye gitmeyi sağlık personeline selam vermeye bile korkuyor.


En iyi ihtimalle normal hayata dönüş 1 buçuk yılımızı alacaktır. Salgını durdurmak için alel acele ortaya sürülecek ilk aşılar nasıl sonuçlar verecek bakıp göreceğiz. Çünkü kısa sürede üretilen virüs aşılarının öldürücü yan etkileri olduğu bilinen bir gerçektir. Mesela 1976 domuz gribi salgınında 1 kişi hastalıktan ölürken 25 kişi virüs aşısına bağlı oluşan yan etkilerden hayatını kaybetmiştir. Bu sebepten 1976 salgını, "domuz gribi fiyaskosu" olarak da bilinir. Ama benim inancım virüs istenen etkiyi gösterdikten sonra önceden hazırlanan gerçek aşılar piyasaya sürülecek herkes yan etki olarak ölümden korkarken asıl yan etkinin kısırlık olduğu yıllar sonra ortaya çıkacaktır. Ve covid-19 bebeğin doğumudur sadece. Bu bebek büyüyecektir mutlaka. Artık dünya eski dünya olmayacak.


Bu yazımda Georgia Guidestones anıtındaki ilk maddeyi ele almaya çalıştım. Daha üzerine yazılacak 9 madde var. İnsanı ayakta tutan en güçlü dayanak umuttur. Umudunuzu hep ayakta tutun, kalbinizden sevgiyi eksik etmeyin. Dünya ne badireler atlattı. Buda gelip geçecektir. Yazımdaki amaç insanlara korku vermek değil buzdağının altını da göstermeye çalışmaktır. Sürçi lisan etmişsem affola. Yeni yazıda yeniden görüşmek dileğiyle. Hoşçakalın…


İnstagram: ümitgürgüzkader

Facebook: ümit gürbüz

Takiplerinizibeklerim.


© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube