© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

14 ŞUBAT SADECE "SEVGİLİLER GÜNÜ" MÜ?


14 Şubat herkesin zannettiği gibi sadece "Sevgililer Günü" değil, aynı zamanda "Dünya Öykü Günü". Peki bu gün nasıl doğdu?

Dünya Öykü Günü’nün kurucusu Özcan Karabulut. Karabulut’un 1996 yılında çıkardığı Düşler Öyküler dergisi, 1997 yılında Ankara Öykü Günleri’ni başlatmış. Karabulut ve arkadaşları, Ankara Öykü Günleri adı altında büyük edebiyat buluşmaları gerçekleştirir. Ankara’da doğan “14 Şubat Dünya Öykü Günü” projesi, 2003’te PEN Ankara temsilcisi Prof. Dr. Aysu Erden’in de katıldığı Mexico City’de yapılan 69. Uluslararası P.E.N. Kongresi’nin Delegeler Meclisi toplantısında onaylanarak kabul edilir. Ardından, UNESCO’nun 2005’te yapılan kongresinde de proje kabul edilir. “14 Şubat Dünya Öykü Günü” dünyanın farklı coğrafyalarında farklı dillerince kutlanmaya başlar. Yapılan etkinlikler, giderek, yazarların, eleştirmenlerin çeşitli mekanlarda okurlarla buluşarak eserlerini özgürce tartıştıkları birer forum niteliğini kazandı. Hepsinden de önemlisi, dünya edebiyatı içinde Türk öykücülüğünün yerini belirginleştirmeyi hedefleyen bir etkinlik olarak, Ankara Öykü Günleri, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da tanındı, desteklendi. Geniş bir coğrafyayı dolaşmakta olan öykü günleri, 14 Şubat Dünya Öykü Günü projesini de doğurarak, edebiyatçılar arasında barışın, dostluğun, sevginin simgesi durumuna geldi.

Öykü, yaşamın sesidir. İnsanoğlunun dünyaya gelişinden beri her zaman anlattığı bir öyküsü olmuştur. Çünkü yaşadığımız her an bir öyküdür aslında. Ve bu öyküler insanları birbirine bağlar, hem de yüzyıllardan beri. İnsanlar anlattığı öyküler ile var olur gelecekte. Aynı zamanda da geçmişini özetler öyküler sayesinde. “Bir insanın sevmekle başlar her şey.” der ünlü öykücü Sait Faik, çünkü bir insanı sevmek, onun tüm kalelerini bilmektir. Ve yeni bir öykü okumaktır. Çünkü insan varsa hayatta, öyküsüyle vardır. Öykü; gerçek ya da hayalde tasarlanan olayların, ilginç ve sanatsal biçimde anlatılmasıdır. Öykü, insanların olay anlatma ve dinleme ihtiyacından doğmuş bir türdür.

 Batı dünyasında öyküye  bugünkü  anlamda  ilk edebi  kimlik  kazandıran,  İtalyan  yazar   Boccacio’dur.  XVI.  Yüzyılda yazdığı  “Decameron”  adlı  eseriyle  ilk öykü örneğini  vermiştir. XVIII . yüzyılda Voltaire  bunu geliştirir.  Rönesans’ın   etkisiyle  de  XIX. Yüzyıl  edebiyatının  en yaygın  türü  olmuştur. Alphonse Daudet ve Guy de Maupassant  gibi Fransız  yazarlar bu türün güzel  örneklerini  vermişlerdir. İngiliz  edebiyatında  Stevenson,  Rudyard  Kipling  önemli  eserler  vermişlerdir. Amerikan edebiyatında özellikle mizahi öyküleriyle Mark Twain, O. Henry ve bunları takiben John Steinbeck, Erskine Caldwel Batılı ünlü öykücülerdendir. Rus edebiyatında Batı edebiyatlarındaki ölçütlere uygun ilk öyküler sentimentalist akımın temsilcisi yazarlar tarafından kaleme alınmıştır. XIX. Yüzyılda ise Rus öyküsü Puşkin, Gogol ve Çehov'un eserleriyle dünya klasikleri arasına girmiştir. Dünya öykücülüğünde iki öykü biçimi hakimdir. Bunlar:

1) Maupassant Biçimi : Öyküde asıl olan "olay" dır. Okuyucunun öyküyü şöyle ya da böyle yorumlamasına imkan verilmez. Çünkü, öyküdeki olay, mantıklı bir seyir halinde takip eder. Kişilerin portreleri, özenle ve ayrıntılı olarak çizilir.

2) Çehov Biçimi: Öyküde asıl olan "olay" değildir. Öykü, sona erdiği zaman her şey bitmiş değildir. Öykü, asıl bundan sonra başlıyor demektir. Zira, kişiler tamamıyla tanıtılmadığı, olaylarda kesinlik hakim olmadığı için okuyucunun hayal kurması devamlı hareket halindedir ve kendine göre yorumlar yapmaya uygundur.

19. yüzyılda Tanzimat Fermanı ilan edildikten sonra, yazarlarımız Batı kaynaklı türlerin ilk yerli örneklerini vermeye başlar. Edebiyatımızda ilk öykü örneklerini Tanzimat yazarlarından Ahmet Mithat Efendi yazmıştır. Yazar, çok sayıda öyküsünü “Letaif-i Rivayat” adlı bir kitapta toplamıştır. “Kıssadan hisse” anlayışıyla yazılmış bu öyküler edebi teknik bakımından yetersiz ve kusurludur. Batı tekniğinde ilk öykü örnekleri Tanzimat’ın sonlarına doğru Samipaşazade Sezai tarafından yazılan “Küçük Şeyler” adlı öykü kitabında görülür. 1900’lü yılların başında Serveti fünun edebiyatıyla birlikte öykü türü hızlı bir gelişme gösterir. Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Ahmet Hikmet Müftüoğlu ve Hüseyin Rahmi Gürpınar roman yazarı olmalarının yanı sıra yazdıkları öykülerle bu türün gelişmesine katkı sağlarlar.

İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra gelişen yeni edebiyat akımıyla birlikte öyküde toplumsal ve siyasi sorunlar işlenmeye başlandı. Türkçenin yabancı sözcüklerden temizlenmesi, yazımda konuşma dilinin hakim olması, taşra yaşamının gerçekçi bir üslupla edebiyata taşınması gibi özelliklerle bilinen bu dönemde Ömer Seyfettin, Türk öykücülüğünde yeni bir çığır açtı. Maupassant tarzı öykücülüğün edebiyatımızdaki en önemli temsilcisi olan yazar, hikayelerinde daha çok Türk tarihi, kahramanlık, çocukluk hatıraları, batıl inançlar ve toplum yaşamı üzerinde durmuştur. Cumhuriyet dönemiyle birlikte Türk öykücülüğünde durum öykücülüğü ve modern öykü önem kazanır. Memduh Şevket Esendal, Sait Faik Abasıyanık gibi yazarlar günlük hayattan çeşitli insan manzaralarını sunarak Çehov tarzı öykünün öncüsü olmuşlardır.

Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Refik Halit Karay, Haldun Taner, Sevinç Çokum, Oktay Akbal, Samet Ağaoğlu, Selahattin Enis, Sadri Ertem, Osman Cemal Kaygılı, Sabahattin Ali, Kenan Hulusi Koray, Nahit Sırrı Örik, Bekir Sıtkı Kunt, Yusuf Atılgan, Ferit Edgü, Erdal Öz Cumhuriyet Dönemi öykücülüğünü sürdüren belli başlı yazarlardır.

 "Dünya Öykü Günü" için ben F. Scott Fitzgerald'dan "Caz Çağı Öykülerini" okuyorum. Öykü okumak isteyenlere birkaç tavsiye:

* “Kuyu ve Sarkaç” Edgar Allan Poe

*"Öyküler"  O. Henry

* “Sis” Stephen King

*"Hayalet Süvari" Washington Irving

*"Kozmokomik Öyküler" Italo Calvino

*"Dünya Edebiyatından En İyi 75 Öykü" Kollektif

*"İngiliz ve Amerikan Edebiyatında Kısa Öykünün Büyük Ustaları" Kollektif

*"Öyküler" Anton Çehov

*"Semaver" Sait Faik Abasıyanık

*"Önce Ekmek" Orhan Kemal

*"Değirmen" Sabahattin Ali

*"Parasız Yatılı" Füruzan

*"Korkuyu Beklerken" Oğuz Atay

*"Deli Kadın Hikayeleri"  Mine Söğüt

*"Uzak Noktalara Doğru" Cemil Kavukçu

Ve daha niceleri. Her insanın bir öyküsü vardır, yaşadığı sürece hatta öldükten sonra bile devam edebilen öykülerdir bunlar. Öykülerimizi harcamayalım.

Dünya Öykü Günü’nüz kutlu olsun!