© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

Üslupsuzluk


Olumsuz, mutsuz, yorgun… Baharın getirisi mi, yoksa insanlığın dönüştüğü nokta mı burası? Bencillikten sıyrılamayanların, yapılan şeylere verdiği olumsuz tepkileri, sıtkımı sıyırdı.


Tabii ki hepimizin eleştirileri zaman zaman olur. Bir çoğumuz anlamasak bile yapılan binalara, futbol maçında hakemlerin verdiği karara, okulda öğretmenlerin eğitim şekline, ülke yönetim şekline, doktorun tedavi yöntemine, iktisada, maddiyata, yazılan yazılara, kitaplara, filmlere…. Örneklerin kalanını siz çoğaltırsınız. Peki, hangi konuda uzman sayılabilecek noktada bilgi sahibiyiz ya da kaçımız her alanda uzmanız? Uzmanlık tek bir dalda olabilecekken, bizim fikirlerimiz nasıl bu kadar çok olabiliyor, hiç düşündünüz mü? Birkaç kitap okuyup, birkaç film, maç izleyip kendimizi geliştirdiğimizi düşünüyoruz. Bu da bize eleştirme, fikir beyan etme hakkı veriyor. Bu sebeple bir çok arkadaşlıklar, ailevi bağlar bile bozuluyor. Aslında çözümü o kadar basit ki...


Önce niyetinizi belirliyorsunuz. Baktınız niyetiniz iyi, “EMPATİ” kuruyorsunuz. Yani, bu söyleyeceklerimi bana söyleseler ne hissederim diye düşünün. Zor bir şey mi? Evet, biliyorum. Bu kadar bencilce davranılan dönemde, aslında bunu beklememek gerekiyor. Niyetiniz kötüyse ve karşınızdakinin duygularını önemsemiyorsanız yardırın gitsin. Bir, iki, üç derken zaten karşınızdaki kişi de sizin fikirlerinize değer vermemeye başlayacaktır. Yani yaralama konusu da bir yere kadar. Sonuçta, kafasından vurulan bir insanın, kurşun çıkarıldıktan sonra hayatına devam etmesi gibi bir gerçek varken, siz mi öldüreceksiniz sözlerinizle? Yok canım, bunu düşünüyor olamazsınız. Kimse ölmez iki söz yüzünden. Bu konuyu fazla uzatmak istemiyorum. Asıl söyleyeceklerim niyeti sâlih olanlar için.


Diyelim ki, niyetiniz sâlih. Empati de kurdunuz. Baktınız, ses tonunuza, kırıcı ya da emredici değil. İşte orada bir şey daha var. Duydunuz mu hiç bilmem ama “HİTABET SANATI” (etkili söz söyleme) diye bir sanat dalı var. “Amaaaan, canım konuşma değil mi sonuçta,” diye düşünmeyin ya da ne diyor bu Kılıçsız Şövalye de demeyin. Ciddi konu bu. Bakın alt dalları var, psikolojik etkileme yöntemleri falan var. Düşüncelerinizi, fikirlerinizi karşınızdakine aktarırken, ikna etmeye çalışırken önemli yani. Hem eğer bir gün topluluk karşısında da, konuşma yapma mecburiyetiniz olursa dua edersiniz.

Hitabet sanatı zor mu geldi? En azından “Üslup” öğrenin. Mesela düşünürlerin bir çoğu, yazarlar hakkındaki fikirlerini üsluplarına bakarak vermiş. “Üslup insanın, yazarın kendisidir,” diyen bile var. Emin olun; karşınızdaki hitabınızdan, üslubunuzdan, vücut dilinizden, ses tonunuzdan, şimdinin modası mesajlarınızdan niyetinizin ne olduğunu anlıyor. Üstelik beğenmediğimiz dalı bile budayıp, ağacı kendi zevkimize göre şekillendirirken sizin iyi niyetli söyleminiz, beceremediğiniz aksettiriş yüzünden, budanmasın. Dikkatli olun, kolay vazgeçişler moda…

Benden şimdilik bu kadar…


Editör: Burçin Kahraman