ÜÇ ÜLKEYİ KARIŞTIRAN TEK AMAÇ

En son güncellendiği tarih: May 6


İRAN


1908’de İran’da petrolün bulunması tarihinde kritik bir dönüm noktası oldu. Petrolün ekonomik bir ürün olarak devreye girmesiyle birlikte kapitalist ilişkilerin ülkede yayılmaya başlaması sonucunda bir ticaret burjuvazisi ve işçi sınıfı da ortaya çıkmış, 1940’lardan itibaren etkinliğini artıracak olan sanayi burjuvazisinin öncülleri oluşmaya başlamıştı. Ülke, emperyalist ülkeler açısından ise artık, en güçlünün en büyük dilimi alacağı bir pasta olarak görülmekteydi. 1921 yılında iktidarı ele geçiren Rıza Pehlevi ülkesinde bu tarihten sonra reform hareketleri yapmak istiyordu. Bu girişimlerinden birisi de 1934 Haziran'ında Türkiye'ye yapmış olduğu ziyarettir. Dünyanın çeşitli emperyalist güçleriyle savaşıp sonrasında da Ebedi Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde adım adım sıçrama hamleleri yapan ülkemiz başta bizi izleyen Orta ve Uzakdoğu'daki bazı devletler tarafından örnek alınıyordu. İran da bunlardan biriydi. Pehlevi, kendi ülkesinde Türkiye'nin yapmış olduğu devrimleri ve reformları bu ziyaretinden sonra gerçekleştirmek istedi. Ancak İran'ın gerek sosyo-kültürel gerekse de sosyo-ekonomik yapısı buna izin vermedi. Reformların ancak bir kısmını gerçekleştirebildi. 1978 yılının ocak ayında şah karşıtı ilk büyük gösteriler başladı. Pehlevi Hanedanı'nın ülkede yarattığı sosyo-ekonomik bunalım ve gelir adaletsizliği çeşitli karışıklıklara sebep oldu. Zengin oldukça zengin, fakir oldukça fakir haldeydi. 1979 Şubat ayında gösterilere direnemeyen şah ülkeden kaçtı ve bu gösterilerin lideri olarak adlandırılan Ayetullah Humeyni sürgünden geri döndü. 11 Şubat 1979 tarihinde de ordunun tarafsızlığını ilan etmesiyle fiilen şah dönemi sona ermiş oldu.1 Nisan 1979'da da resmen İran İslam Cumhuriyeti Devleti kurulmuş oldu.





AFGANİSTAN


Afganistan çok zengin bakır rezervine sahiptir. Doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin olan ülkede kömür ve demir yataklarının yanı sıra kurşun, berilyum ve çinko bulunuyor. Zengin hidroenerji potansiyeli yoksulluk nedeniyle kullanılamıyor. İhracat ürünleri, haşhaş, meyve ve fındık, el yapımı halılar, yün, pamuk, deri, değerli taş ve mücevherlerdir. Elektrik üretimi 905 milyon kWh olarak gerçekleşmektedir. Buna istinaden tüketim 1.042 milyar kWh olmuştur. Hiç elektrik ihracatı yapamayan Afganistan, 200 milyon kWh elektrik ithalatı yapmaktadır. Afganistan'da merkezi otorite ülkenin tamamına egemen değil. Güvenlik sorunu sürüyor. Afganistan’da Peştunlar, Tacikler, Hazaralar, Aymaklar (Aimaq), Türkmenler, Özbekler, Kırgızlar ve Beluçilerin de aralarında bulunduğu birçok etnik grup var. Bölünmüş bir etnik yapıya sahip Afgansitan'da İslam dini farklı etnik kökenlileri bir araya getiren tutkal görevi görüyor. Ülkede aşiret hayatına dayalı sosyal hayat ve feodal yapı da istikarsızlıkların kaynağı durumunda. Eylül 1978’de doğan direniş hareketi, kısa sürede bir iç savaşa dönüştü. Muhafazakâr kesimlerle hükümet güçlerinin çatışmaları yayıldı. 14 Eylül 1979'da Taraki'nin öldürülmesiyle Hafızullah Emin iktidarı ele geçirdi. Bu gelişme üzerine bir süredir ülkeye asker yığan Sovyetler Birliği, 25 Aralık 1979'da Kabil'e girerek Afganistan'ı resmen işgal etti. Aynı yıl İran'da Şah rejimi yıkıldı ve yerine Ayetullah Humeyni geldi.





TRİNİDAD VE TOBAGO


1990: Latin Amerika'nın ilk ve tek İslam devrimi

1990 yılında Latin Amerika'nın ada ülkesinde bir grup Müslüman ülkedeki yönetimi ele geçirmek için silahlı darbe girişiminde bulunmuştu. İslam dini, Latin Amerika ülkelerinde genellikle az sayıdaki Müslüman nüfus ve ülke başkentlerinde yer alan ufak camileriyle anılagelmiştir. Bölgedeki ülkelerde yaşayan ve büyük kısmı Endonezya gibi Güney Asya ve Afrika kökenli olan Müslümanlar, çoğu kez herhangi bir siyasi taleple ön plana çıkmamıştır.

Trinidad Adasının hemen hemen yarısı orman ve çalılıkla kaplıdır. Kerestesi gemi inşaatında kullanılan tik ağacı ve maun ağacı ormanda bulunan önemli ağaçlardır. Nehirlerin ağızlarında meydana gelen bataklıklarda tropikal bölgeye has mangrov bitkileri bulunur. Tobago Adası üzerinde bugüne kadar maden bulunamamıştır. Trinidad'da petrol ve asfalt çıkarılır. Asfalt üretiminde dünyada birinci sırayı almaktadır. Trinidad ve Tobago'da ekonomi esas itibariyle petrole dayanır. Petrol milli gelirin %40'ını, toplam ticaretin yaklaşık %80'ini teşkil eder. Petrol Güney Trinidad'da Paria Körfezinin kıyıdan uzak kuyularında çıkarılır. Ayrıca rafinerilerde arıtılmak üzere Venezüella'dan petrol ithal edilir. Başlıca sanayi ürünleri petrol, petrokimya ürünleri, demir-çelik, sun'i gübre, şeker, plastik ve metil alkoldür. Ayrıca motorlu araç ve televizyon montaj fabrikaları vardır. Ülkenin petrol haricindeki sanayi tesisleri krom, çimento ve turizmle ilgilidir. Turizm gittikçe gelişmektedir. Trinidad'da birçok lüks otel bulunmaktadır. Başlıca ithal malları ham petrol, araç, makine, mamul maddeler ve yiyecektir. Başlıca ihraç malları ise petrol ve petrol ürünleri, şeker, kakao, demir-çelik, sun'i gübre, turunçgil meyveleri, çimento ve asfalttır.





SONUÇ:


Afganistan ile Trinidad ve Tobago’nun uzun süre İngiliz sömürgesi olması, İran’ın ise jeopolitik konumu dolayısıyla yüzlerce yıldır dış güçlerle savaşması bu ülkelerin neden siyasi ve ekonomik istikrara kavuşamadığı sorusunu getiriyor. Bu ülkelerin ekonomileri incelendiğinde: Afganistan; çok zengin bakır rezervine sahiptir, kömür ve demir yataklarının yanı sıra kurşun, berilyum ve çinko bulunuyor, haşhaş, meyve ve fındık, el yapımı halılar, yün, pamuk, deri, değerli taş ve mücevher ihraç ediyor. İran petrol rezervleri ile dünya üçüncüsü. Trinidad ve Tobago ise; Trinidad, tik ağacı ve maun ağacı ormanları zengini, petrol ve asfalt çıkarılıyor. Asfalt üretiminde dünyada birinci sırayı almaktadır. Tobago, şeker, kakao, sun'i gübre, turunçgil meyveleri ihraç

etmektedir. Bu tabloya bakınca bu kadar olayın sebebinin madenler olduğu ortada. Buda aklıma İktisat teorileri dersinden hatırladığım “Merkantilizm”i getirdi. Merkantilizm 16. yüzyılda Batı Avrupa'da başlamış ekonomik bir teoridir. Merkantilizme göre bir milletin refahı anaparanın miktarına bağlıdır ve küresel ticaret hacmi değişmez. Ekonomik servet veya anapara devletin elinde tuttuğu, altın, gümüş miktarı veya ticari değer ile temsil edilir. Bu nedenle, her devlet ithalattan çok ihracat yapmaya ve bu yolla dış ticaret bilançosunda fazlalar oluşturarak zenginleşmeye çalışmalıdır.


Merkantilizmde koloni sahibi olmak ve bu kolonileri diğer ülkelerin rekabetine kapatmak oldukça önemlidir. Zira bu koloniler hem ucuz ham madde kaynağıdır hem de bu ham maddelerden üretilen pahalı mamul maddelerin pazarı konumundadır.

Bugün koloni sahibi olunmadığı için bu iş rejim değişikliğine destekle, kendine bağımlı yeni bir rejim kurarak yapılıyor. Böylece eskiden istila ettikleri koloniler bugün siyasal ve ekonomik olarak kendilerine bağlanmış oluyor.


Bunları araştırırken son dönemde olan başka bir olay dikkatimi çekti ya da bağlantı açığa çıktı. İran petrolde dünya üçüncüsü peki ya ilk iki kim? Venezuella ve Kanada… Bu da son günlerde Venezuella’da olanları açıklıyor. Listeye göre sıra ona geldi. Petrol İhracatçısı Ülkeler Organizasyonu (OPEC) 1960 yılında beş ülke tarafından kuruldu: İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela. OPEC kurulduğu zaman, Venezuela, bu beşlinin içinde günlük 2.8 milyon varil petrol üretimi ile lider konumdaydı. Kuveyt günde 1.7 milyon varil, İran 1.1 milyon varil, Irak 1 milyon varil, Suudi Arabistan ise 1.3 milyon varil petrol üretiyorlardı. Rezerv olması ve günlük üretim farklı kriterler tabii. Venezuela'nın üretimi ise günde 2 milyon varile düşmüş durumda. Halbuki Venezuela, 300 milyar varil ile dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip. Üretimdeki kayıp, düşük petrol fiyatı ile birlikte, Hollanda hastalığından mustarip, GSYH’sinin yarısını, dış ticaret gelirlerinin %90'dan fazlasını petrolden kazanan Venezuela için çok büyük sorun demek. Sorunun boyutunu bugünlerde yaşanan iç savaşı andıran görüntülerde, yiyecek yemek bulamayanlarda, ilaç kıtlığındaki hastanelerde görmek mümkün. Siyasi buhran, 1992'de iki darbe girişimi (biri Hugo Chavez tarafından), 1993'te Perez'in yolsuzluk nedeniyle görevden edilmesi ile devam ederken, ekonomik krizler de ardı ardına gelmeye başladılar ve günümüzde sorunlar hala devam ediyor. Ekonomisi neredeyse tamamen petrol ihracına dayanan bir ülkede, orta vadede petrol fiyatlarının fazla toparlanamayacağı da tahmin edildiğinde, Venezuela'nın içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkması zor olacak.


Editör: Mehmet Keklikçi

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube