© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube

ÇİN’ DE AYAKLARI BAĞLANAN KADINLAR


Dünya üzerinde birçok farklı kültür, gelenek ve görenekler bulunmaktadır. Ancak bu ayak bağlama olayı son zamanlarda gündem olmuş bir gelenektir. Çin’ de gerçekleşen bu geleneğin sebepleri nelerdir? Zararları ve amaçları neler olduğunu sizler için araştırdık. Tahmini olarak onuncu yüzyıl ve yirminci yüzyıl olarak düşünülen bu gelenek kadınların küçük yaşlarda ayaklarının büyümesini engellemek için küçük ayakkabılar giymesine sebebiyet olmuş bir o kadar da tuhaf bir gelenektir. Aslına bakarsanız bu gelenek kadınlara yönelik bir işkencedir. Kadınların daha çekici olduğunu öne sürerek ayak bağlama işkencesini gelenek haline getiren Çin’liler Ayak bağlama (lotus ayak ) geleneği küçük yaşta ki kız çocuklarının sırf ayakları küçük olsun diye ayak kemiklerinin kırılmasına ve deforme olmasına göz yumulmasıdır. Kadınların ayak kemiklerini kırarak daha ufak ayakkabı giyme zorunluluğu öne sürülmüştür. Kırılan ayak kemiklerinin büyümesine engel olmaya çalışan bu gelenek kanımca Çinli kadınlara göz yumulan bir işkencedir.


Bu geleneğin Çin'de onuncu yüzyıldaki Beş Hanedan On Krallık döneminde başladığı düşünülmekte. İlk başta üst sınıfların statü göstermek için uyguladığı bu gelenek zamanla alt sınıflara da yayılıyor ve bir güzellik sembolü olarak yirminci yüzyıla kadar kullanılmaya devam ediyor.


19. Yüzyılda bu gelenek yüzünden kadınların ayaklarının 8cm olmalarına sebep oldu. Kadınların ayak kemiklerinin kırılması sonucu ortaya çıkan tıbben bir çok probleme sebep olmuştur. Kırılan ayakların nedeniyle hissedilen acının yüksekliği ve bu acıya rağmen yaşamlarına devam etmeleri yürüme zorlukları yaşadıkları düşünülmekte.


Kadınların yirminci yüzyılda öne çıkarak bu gelene karşı gelmeleri sonucu yürütülen kampanyalar ve sosyal yaşantının değişmesi üzerine yavaş yavaş yok olmaya yüz tutmuş bir gelenek olmuştur ayak bağlama. 1912 Yılında ise yasaklanan bu gelenek bazı ailelerde gizlice yapılmaya devam edilmiştir.


Ayak bağlama büyüme yaşında olan kız çocuklarına uygulanıyordu yas aralığı 4 ila 9 ya olan kız çocukları bu geleneğe maruz kalıyordu. sıcak otlar ve hayvan kanında ayaklar bekletildikten sonra, parmaklar topuğa doğru bükülüyor ve bandajlarla sıkıca sarılıyordu. Bu işlem defalarca tekrarlanıyor ve ayaklar defalarca kırılıyordu. Yürüme yetilerini kaybedenler refah simgesi haline geliyordu çünkü üst tabaka insanlarının yürümek için çabaları yoktu çalışmak zorunda değillerdi. 1600 yıllardan beri bu geleneğin yasaklanması için bir çok girişimde bulunuyor. Bir çok kadın ayaklarının ufak olması ve farklı olmasında memnun olmuş hatta bunlarla övünmüşlerdir. Ancak aynı gelenek içinde de başka kadınlar utandırılmış ve küçük düşürülmüştür. Ayak bağlama geleneği sadece güzellik acısından değil iyi bir hayat sürebilmek ve iyi bir aile kurmak içinde öne sürülmüştür.


Ayak bağlama kültürü Çin’in kadim efsanelerinde yer alır. Da Yü’nün Sel İle Mücadelesi efsanesinde Tuşang kabilesinden yarı tilki yarı insan olan bir kadının ayakları çok küçükmüş. Gören herkes bu küçük ayaklara hayran kalırmış. Bu kadının evlenip doğum yapması ile ayak bağlama geleneğinin başladığı söylenilir. Diğer bir rivayete göre ise Şang imparatoru Cou’nun Daci adındaki hatunu yarı sülün yarı insanmış. Ayakları ancak bağlandığında ayağa kalkabilirmiş. Daci Hatun’a karşı büyük saygıdan dolayı hizmetkârları da ayaklarını onun gibi bağlamaya başlamış ve bu şekilde bu gelenek halk arasında yaygınlaşmış.


Uzun lafın kısası hayatımıza engel olabilecek sağlığımıza zarar verecek gelenekleri

kabullenmemeliyiz. Çünkü hiçbir gelenek sağlığımızdan önemli değildir. Umarım ki hala ayak bağlama geleneği gizliden de olsa yapılmıyordur.


Editör: Kemal Albayrak