ÇÜNKÜ BEN HER GECE O SAATLERDE…

En son güncellendiği tarih: Nis 23


Ümit Yaşar Oğuzcan birkaç kez bestelenmiş “Beni unutma” şiirinde şöyle der;


“Bir gün gelir de, unuturmuş insan; en sevdiği hatıraları bile

Bari sen her gece yorgun sesiyle saat on ikiyi vurduğu zaman beni unutma…”


Unutmak, insanın acıya ve zamana direnme yolu, en önemli ilacıyken, unutulma korkusu hep en büyük çaresizliği olmuş. Şarkılarda yitirdiğinin ardından unutamadığını fısıldamış, diğer yandan beni unutma diye yalvarmış. Sevmeyi anlattığı kadar unutmayı, unutulmayı da anlatmış şarkılarında. Bu konuda akla ilk gelen, Esmeray adını tüm ülkeye öğreten “Unutama beni” olsa gerek. Esmeray’ın eşi Şemi Diriker tarafından yapılan şarkı, 1974 yılında düzenlenen 1.Toplu İğne Beste Yarışması’nda birinciliği kazanarak hayatımıza girdi ve yıllar içinde pop müziğimizin en büyük şarkılarından biri oldu. Yarışma, ikinci kez yapılamadı ama Esmeray’ı ve “Unutama beni”yi herkese ezberletti. Hepimiz “unutmaya çalışırken, sen de unutma beni, unutama beni” diye epey bir zaman kendi kendimize söylendik. Benim çok sevdiğim Rezzan Yücel şarkısı “Unutma” ise, durumu bu kadar melânkolik değerlendirmez. Melih Kibar ve Çiğdem Talû ikilisinin en güzel şarkılarından biridir ve giden sevgiliye ne yaparsan yap, eğlen, gül ama beni sevdiğini de unutma der. Rıza Silahlıpoda ise, orkestrası Ritm 68 eşliğinde 1976 yılı 45liğinde ayrıldığı sevgilisine geri dönüp “Öyle bakma, seni unuttum sanma” der. Gözü yaşlı sevgiliye “Anladım ki, senden ayrı olsam da, yalnız seni sevdim hayatta” diye durumu açıklar ve şarkının sonunda la, la, la diye el ele koşarak uzaklaşırlar. Muhtemelen, kendisini terk edip sonra geri geleni hemen affeden bu gözü yaşlı sevgili, ayrılırken “beni unutma da ne yaparsan yap” diyen Rezzan Yücel şarkısındaki sevgilidir; çünkü iki şarkı da popun en büyük söz yazarlarından Çiğdem Talû’ya aittir.


Yasemin Kumral, 1971 tarihli pek bilinmeyen ilk plâklarından birinde, “işte ben gidiyorum, kal güzel gözlüm; ne sen beni unut, ne de ben seni” der. Bob Dylan’ın “Blowin’ in the wind”ine Fikret Şeneş (plâk göbeğinde yazılana göre Fikret Şenses) tarafından yazılan sözlerle, döneminin folk tınılı güzel bir şarkısıdır. Efsane Fikret Şeneş, 1974 yılında Semiramis Pekkan için yazdığı “Neredeysen” şarkısında ise giden sevgilinin ardından “Rüyalar hep aldatır bilirsin, elimden tutar gibi gerçeksin. Neredeysen, orası benim cennetim” der. Gitmiş sevgiliye, Ajda’nın “hiçbiri senin kadar sevilmedi” dediği 1973 yılı 45liğindeki şarkısı “Kimler geldi, kimler geçti” de Fikret Şeneş imzalıdır ve Pekkan kardeşlerin bu iki şarkısı benim en sevdiğim ilk on şarkı arasındadır.


Bir gün geri dönenlerden Barış Manço da, “Unutamıyorum” isimli 1969 yılı şarkısında, ayrıldığı sevgilisini evleneceği gün ziyaret eder ve beyaz gelinliğinin çok yakıştığını gördüğü sevgilisine “sen tek mutlu ol ama ben seni unutamıyorum” der. Barış’ın en unutulmaz şarkılarından biri olan “Unutamadım” ise 1986 yılında yayımlanmıştır. Bu muhteşem şarkı artık plâk olarak da bulunabilmektedir. Şarkıda kendisine “unutmak kolay, alışırsın” diyen ve yeni bir yuva kuran sevgilisine, yılların paramparça böldüğü Barış “unutamadım, ne olur anla beni” demektedir. Aralarında 17 yıl olan bu iki şarkıdaki sevgili aynı kişi değilse, Barış hep imkânsız aşklar yaşamış demek ki…


1969 yılından başka bir şarkıda Mehmet Taneri “seni nasıl unutsam, yokluğuna alışsam” derken, Tanju Okan ona işin formülünü 1973 yılı şarkısında vermektedir: “dolsun kadeh dolsun, iç, iç unutursun”. 1976 yılında, Ercan Yenal ilk plâğının B yüzü şarkısı “Unutamıyorum”da “Durup durup seni büyütüyorum içimde, seninle acılar büyütüyorum. Dalıp gidiyor gözlerim derinlere, kimi görsem biraz sana benziyor” demektedir. Ercan Yenal, sadece iki güzel 45lik yayımlamış bir şarkıcıdır ve “Unutamıyorum” çok güzel bir şarkıdır. Neyse ki, çok fazla ortalığa saçılıp sıradanlaşmadı henüz.


“Unutamıyorum” aynı zamanda, bir dönem çok sevilmiş ve sık söylenen bir Avni Anıl şarkısının da adıdır. Sözlerini Tekin Gönenç’in yazdığı sûzidil makamındaki şarkıyı pek çok Türk Müziği solisti söylese de, ben Serap Mutlu Akbulut yorumunu biraz daha farklı severim ve “Güneş seninle doğuyor her gün, her yerde seni arıyorum” derken ona eşlik etmeyi severim. Türk Müziği plâkları dinlemeye geçtiysem, 1970 yılında çok sevilmiş ve birçok şarkıcı tarafından plâk yapılıp, repertuara alınmış Âmir Ateş şarkısı “Ben seni unutmak için sevmedim”i de dinlemem şart. Çocukluğumda evdeki plâklar arasında birkaç farklı sesten yorumu bulunan bu segâh şarkı ilk sevdiğim Türk Müziği şarkılarındandı ve Emel Sayın’dan dinlemeyi severdim. Geride kalanın, vefasına olan inancının sesi “Unutturamaz seni hiçbir şey, unutulsam da ben” de yorumcusu çok olan şarkılardandır. Ekrem Güyer’in bu nihavend şarkısı için Zeki Müren ve Ferdi Özbeğen arasında kararsız kalıp, sonra ikisini de birkaç kez dinlemeyi zaman içinde âdet edindim. Yusuf Nalkesen’in muhayyerkürdî şarkısı “Kapın her çalındıkça o mudur diyeceksin” unutulmamış olma arzusunu çok güzel anlatan bir şarkıdır. Geride bırakılmış olanın, içinde bir yerlerde yaşattığı, mum alevi misâli o umudu çok güzel özetleyen bir cümledir. Erdoğan Berker’in nihavend şarkısı “Beni hatırla”da bu umut, dileğe dönüşür. Dua benzeri bu şarkı, Samime Sanay’ı ve bir dönemin TRT destekli “hafif” Türk Müziğini patlatan şarkılardandı. 1984 yılında yayımlanan bu albümü, arkadaşımın öğrenci evinde mezuniyet projelerimizi hazırlarken sürekli dinlediğimizi hatırlıyorum. Başka bir unutulmama dileği olan Coşkun Sabah’ın kürdî şarkısı “Bir tanrıyı, bir de beni unutma” ilk kez 1978 yılında Bülent Ersoy tarafından plâk yapıldığında çok büyük bir olay yaratmıştı. Sözleri Ali Tekintüre’ye ait şarkı, sonrasında hemen herkes tarafından söylendi, plâk yapıldı. Ersoy yorumunun yanında, Ferdi Özbeğen ve Gökben yorumlarını da severek dinlerim. 1978 yılı 45liğinde “Dinlediğin her şarkıda beni hatırlıyorsan, bil ki ben de seni düşünüp ağlıyorum” der, Tülây Özer. Sözü ve müziği Hakkı Bulut’a ait şarkıda Tülây’ın sesi ve yorumu unutuluş kadar can yakıcıdır.


Unutulmama isteği, insanın zamana üstün gelme güdüsünden kaynaklanıyor belki de. Hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği bilinse de, düşlemekten asla vazgeçilmiyor. Gideni yürekten çıkartmayıp, anılar yumağına sarıp sarmalamak yani unutmamak ise, insana özgü bir haslet ve çoğu kez gidenden bağımsız.


Nükhet Duru, sözleri Sami Serin, bestesi Ali Kocatepe imzası taşıyan o unutulmaz şarkısında, giden sevgilisine “Al gönlümü diyar diyar sürükle” der. Çünkü geride bırakılanın, en azından bir süre o gönüle ihtiyacı olmayacaktır. Başka bir eski bir şarkıdaki gibi, “bir yorgan misâli yalnızlığı örtünüp, uzun uykulara dalmanın tam zamanıdır” artık. Hem zaten Attila İlhan şiirindeki gibi “Ayrılık da sevdaya dâhil” değil midir?...

© 2018 Sosyaledebiyat.com

  • SE Facebook
  • SE Twitter
  • SE Instagram
  • SE - Youtube